AYÇA – HERŞEYIN BAŞLANGICI (5)

5 Mayıs 2019 0 Yazar:

Ayça, o akşam THY’nin Antalya-İstanbul uçağı ile Atatürk hava alanına indi. Bulduğu ilk taksiyle eve doğru yola çıktı. Evet, kararını vermişti. Evine dönüyordu. Yaşadığı onca olaydan sonra Tolga ile olan problemleri gözüne çok önemsiz görünüyordu. Tolga’yı affetmişti. Tek istediği yeniden evinde yaşamaya başlamak, son bir haftada olanları tamamen unutmaktı.

Yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuktan sonra taksi Ayça’nın evinin önünde durdu. Ayça arabadan inince başını kaldırıp apartmana baktı. Kaç yıldır oturuyordu burada. Acaba ne düşünmüştü komşular onu uzun zamandır görmeyince? Tolga ne söylemişti soranlara? Kendini çok tedirgin hissediyordu. Aklına tüm bu yaşananlara sebep olan akşam geldi.

“Ya yine Tolga’yı Mirey ile bulursam?” diye düşündü. Bu düşünceyi kafasından çabucak attı. Apartmanın kapısı açıktı. Asansörle dairelerinin olduğu kata çıktı. Zili çaldı. Yüreği pırpır ediyordu. Ayak sesleri. Ve işte, Tolga’nın sesi.

– “Kim o?”

– “Benim.”

Anahtar kilitte aceleyle döndü, kapı porno izle açıldı. Tolga şaşkın şaşkın Ayça’ya bakıyordu.

– “Girebilir miyim?”

Tolga apar topar kenara çekildi, Ayça içeri girdi. Kapı kapandı.

– “Çok mu şaşırdın beni gördüğüne?”

– “Evet… Nasıl desem, beklemiyordum. Hatta umutsuzluğa kapılmıştım. Hala şoktayım. Geçsene salona. Hay allah, bavullar dışarıda kaldı.”

Ayça üç aydır görmediği salonuna baktı. Çok özlemişti. El çantasını masaya bıraktı, televizyonun karşısındaki kanepeye oturdu. Bu kanepede hep Tolga’yla DVD izlerlerdi. Tolga bavulları antreye aldı, ne yapacağını bilemez halde salonda oradan oraya seğirtti, en sonunda gelip Ayça’nın çaprazındaki koltuğa ilişti.

– “Ayça. Seni gördüğüme nasıl mobil porno sevindim bilemezsin. Döndün mü evimize?”

– “Döndüm.”

Kısa bir sessizlik oldu. Tolga yerinden kalktı, Ayça’nın yanına oturdu. Birden Ayça’yı kendisine çekip, beceriksizce sarıldı. Ayça da başını Tolga’nın göğsüne dayadı.

– “Seni affettim Tolga. Sen de beni evi bu kadar terkettiğim için bağışla.”

Ertesi sabah Ayça uyandığında Tolga çoktan işe gitmişti. Saat 11’e geliyordu. asyalı porno Tolga işe giderken Ayça’yı uyandırmamıştı. Ayça yatakta doğruldu, etrafına bakındı. Uzun zamandır bu odada uyanmamıştı. Kendini mutlu hissetti. Dün gece kendini çok yorgun hissediyordu. Sanki günlerdir uyumamıştı. Tolga ile barıştıktan sonra fazla oturmamış, hemen yatmışlardı. Aralarında cinsel bir yakınlaşma olmamıştı; ne de olsa Ayça çok yorgun ve uykusuzdu.

Yataktan kalktı. Harika bir yaz sabahıydı. Hava çok sıcaktı ama klimalar çalıştığından evin içi serindi. Ayça neşeyle gerindi, doğru banyoya gidip duş aldı. Kahvaltısını ederken, gazeteye göz attı. Aklına işi geldi. Pazartesi günü işbaşı yapacaktı. Önünde dolu dolu 4 günü vardı. Haftasonu Tolga ile bir yerlere gitmek istiyordu. Uzun zamandır bakmadığı e-maillerine bakmak için evdeki PC’yi açtı. Erman bey’den gelen 1-2 önemsiz mesaj vardı. Derken heyecandan kalbi duracak gibi oldu. Alt alta duran iki mail: Mahmut Öztürk ve Mirey Levi. Hiçbir şey düşünemedi. Mailları açmadı. Mutfağa gitti, koyu bir kahve yaptı, bir sigara yaktı ve Mirey’in mailini açtı:

“Merhaba Ayça, Tolga ile beni yakaladığın için evi terkettiğini biliyorum. Ayrı olduğunuzu şirketteki herkes biliyor. Senden ricam ilişkimizden dolayı tecavüz porno Tolga’ya kızmaman. Onu ben baştan çıkardım. İzak’la sorunlarımız vardı (hala da var!). Kendimi çok yalnız hissediyordum ve bir erkek tarafından beğenildiğimi bilmeye ihtiyacım vardı.

Evet, bugüne dek karşıma çıkan tüm erkekleri etkiledim, bu doğru. Ama neden Tolga’yı seçtiğimi soracak olursan en önemli neden şu: Tolga evli bir erkek ve üstelik seninle evli. Şirketimizin güzel ürün müdiresi Ayça hanım’la. Şirketteki hemen tüm erkeklerin ilgisini çektiğini farketmemiş olamazsın. Dolayısıyla senin eşini baştan çıkarabilirsem kendimi gerçekten çok iyi hissedecektim. Bunu başardım…

Sen evi terkettikten sonra da Tolga ile ilişkimiz aralıklarla devam etti. Hatta birlikte küçük bir haftasonu kaçamağı bile yaptık. Tolga harika bir erkek! İzak’a hiç benzemiyor. İzak hep biraz tutuk, biraz pasif, tedirgindir. Tolga ise çok ateşli, aktif bir erkek. Birlikte nefis vakit geçirdik. Sana bunları durumu bilmen gerektiğini düşündüğüm için yazıyorum.

Sakın beni İzak’a filan ispiyonlamayı düşünme. İzak zaten herşeyi biliyor. Birtakım cinsel problemleri var ve beni düzenli olarak mutlu etmesi olanaksız. Dolayısıyla bana cinsel özgürlüğümü verdi. Yeter ki, onun gözü önünde olmasın. Bu konuya ben de çok dikkat ediyorum. Ne de olsa İzak benim kocam ve yatak performansı hariç iyi bir eş. Ben de İzak’la evli kalmakla birlikte cinsel hayatımı keyfime göre yaşamaya karar verdim ve yaşıyorum. Senden ricam durumu bilmen ve kabullenmen. Tolga senin kocan ve aranızı bozmaya niyetim yok (istemeden sebep olduğum durum için özür dilerim). Zaman zaman onu benimle paylaşmanı istiyorum o kadar.

Bana kızabilirsin. Dediğim gibi İzak herşeyi biliyor. Ayrıca şirket içinde de yerim sağlam. Hem Rıfat bey’le, hem de Erman bey’le aram iyi.Bu maili belki de tatilden ofise dönünce okursun. Her halükarda kimseye kızmamanı rica ederim. Hayat böyle işte. Kendine iyi bak…”

Ayça beyninden vurulmuş gibi olmuştu. Mirey’in mailindeki küstah tavır inanılmaz rahatsız ediciydi. Bir an telefon açıp ağzına geleni söylemek istedi. Vazgeçti. Acele hareket etmemeliydi. Demek Tolga ile Mirey birlikte olmaya devam ediyorlardı. Bu durum fena halde sinirine dokunsa da, Tolga’ya fazla kızamıyordu. İçten içe kendi yaptıklarını düşünüyor, hele bir de Mirey’in gerçekten çok seksi bir kız olduğunu düşününce, Tolga’ya pek de kızamıyordu. Mirey’in bu kadar fahişe ruhlu olmasına çok şaşırmıştı. Yaptıklarını adeta gururla anlatıyordu. Ayrıca, İzak’ın cinsel probleminin ne olduğunu da merak etmişti. Düğünde gördüğü kadarıyla yakışıklı bir erkekti.

Bir süre bunları düşünerek zaman geçirdi. Nasıl bir tavır takınacağına, ne yapacağına karar veremedi. İşbaşı yapana dek iyice düşünmeliydi. Birden gözü diğer maile takıldı. Fazla düşünmeden üzerine tıkladı;

“Merhaba Ayça, ben Mahmut. Seninle sevişeli 3 gün oldu ve hala sanki bir rüya alemindeyim. Çok uzun zamandır senin gibi güzel bir kadınla sevişmemiştim. Lafı fazla uzatmayacağım. Perşembe öğlen İstanbul’da olacağım. Gelmişken seninle de görüşmek istiyorum. Her ne kadar otelden ayrılırken bana çok kaba davrandıysan da ilişikteki dosyalar seni ikna edecektir.”

Mesajın ilişiğinde iki fotoğraf dosyası vardı. Ayça korkarak ilkinin üzerine çift tıkladı. Gözlerine inanamadı. Mahmut’la çırılçıplak yataktaydılar. Sarmaş dolaş uyuyorlardı. Bir bacağını Mahmut’un üzerine atmıştı. Seks sonrası rehaveti içindeydiler. İkinci fotoğraf daha da beterdi. Kendisi yüzükoyun uzanmış, Mahmut üzerine yerleşmiş, klasik bir seks sahnesindeydiler.

Ayça gözlerine dolan yaşlara engel olamadı. Demek Mahmut o geceyi bir şekilde fotoğraflamıştı. Bu fotoğrafların başkalarına forward edilmesi ihtimali nefesini sıkıştırdı. Ne yapacağını bilemedi. Aceleyle bilgisayarı kapattı. Artık akıl danışabileceği Piraye de yoktu. Bir sigara daha yakarken telefon çaldı. Kim olabileceğini düşünmek bile istemiyordu. Sesini çıkarmadan ahizeyi kaldırdı.

– “Alo. Alo Ayça. Sen misin? Ben Piraye.”

Ayça bir an kendini çok rahatlamış hissetti.

– “Benim.”

– “Merak ettim, neler yapıyorsun diye bir arayım dedim.”

– “Sağol Piraye. İyiyim. Kusura bakma, dün apartopar ayrıldım. O gece olanlardan sonra hiçbirinizin yüzüne bakacak cesaretim yoktu.”

– “Neden? Hep birlikte ne güzel vakit geçirdik işte. Seni ne rahatsız etti ki?”

– “Bilmiyorum. Hoşuma gitmedi işte.”

– “Hoşuna gitmedi demek. Bana hiç de öyle gelmedi. Sinan ve Tamer’i benimle paylaşamıyordun. İlahi Ayça. Ne komiksin. Grup seks yaptık, hem de ne seks! Sen hala utangaç taze rollerindesin. Kendini kabullen artık.”

– “…”

– “Neyse. Hadi şimdilik hoşçakal. Sonra görüşürüz. Bye”

– “Bye.”

Telefonu kapattı ve öylece kalakaldı. 15 dakika içinde herşey değişmişti sanki. Ayça kararsız ve amaçsız bir şekilde salonda otururken, telefon yeniden çaldı. Korkarak açtı

– “Merhaba canım, günaydın” Tolga’nın sesi Ayça’yı rahatlattı.

– “Günaydın Tolga.”

– “Nasıl, iyi uyudun mu, iyice dinlendin mi?”

– “Evet. Çok iyiyim.”

– “Harika. O zaman akşam 7.5 gibi hazır ol. Seni çok güzel bir yere götürücem.”

– “Bu akşam mı?”

– “Tabii. Bir araya gelişimizi kutlamalıyız. Hem çok özledim seninle dışarı çıkmayı.”

– “…”

– “Ne oldu sevgilim?”

– “Hiç. Peki, gidelim o zaman.”

– “Anlaştık. 7.5’da alırım seni. Öptüm. Bye.”

Ayça hiçbirşey düşünemiyordu. Karar verme yetisini kaybetmişti sanki. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bilmiyordu. Telefon yeniden çaldı.

– “Alo, Ayça?”

– “Evet. Kiminle görüşüyorum?”

– “Ben Mahmut. Nasılsın?”

– “Telefonumu nerden aldın?”

– “Şirketten. Tatilde olduğunu söylediler. Ben de acil bi konu için aramam gerektiğini söyledim. Ev numaranı verdiler.”

– “…”

– “Hoşgeldin demek yok mu? Bir saat olmadı henüz İstanbul’a ineli. Ne kadar sıcak şehriniz yahu? Adresi ver de geleyim.”

-“Ne adresi, ne demek bu?”

-“Ne adresi olacak, ev adresini. Yoksa onu da şirketten almamı mı istersin? Hem belki seninle neden görüşmek istediğimin ayrıntılarını da merak ederler.”

-“Çok adisin!”

-“Hadi bekliyorum. Şarjım azaldı.”

-“…”

-“Ayça? Şirketi arıyorum bak.”

-“Manolya sokak. Numara 16/9. Etiler.”

-“Yarım saat sonra ordayım.”

Ve Mahmut telefonu kapadı. Ayça ne yapacağını bilemez halde kalakaldı. Bir an evden çıksam mı diye düşündü. Vazgeçti. Bu sadece rezaleti büyütmeye yarardı. Adres, telefon herşeyi belliydi. En iyisi, bu işten serinkanlılıkla kurtulmak diye düşündü. Saat 2’yi geçiyordu. Kapı çaldı. Gelen Mahmut’tu. Gayet rahat tavırlarla davet beklemeden içeri giriverdi.

– “Merhaba Ayça.”

– “Merhaba.”

– “Çok sıcak, bayıldım. Soğuk bişeyin var mı?”

– “Cola içer misin?”

– “Çok iyi olur.”

Böylece Mahmut’la Ayça salona geçtiler. Cola’larını içerken Ayça tüm cesaretini toplayıp konuya girdi.

– “Söylesene Mahmut. Bu şantajlarına ne zamana dek devam etmeyi düşünüyorsun?”

– “Şantaj mı? Böyle adlandırmana üzüldüm. Ben iyi vakit geçirdiğimizi sanıyordum.”

– “Hayır, geçirmiyoruz. Bak Mahmut, ben evli bir kadınım. Öyle ya da böyle yaşananlar geride kalmalı. Herhalde evliliğimin ve kariyerimin bitmesini istemiyorsun.”

– “Hayır, istemiyorum.”

– “O halde bu duruma bir son verelim.”

– “Sana doyamadım Ayça.”

– “Bak Mahmut. Sana bir teklifim var. Bugün kocam gelene kadar burada kal. Ne istersen yapalım. Ondan sonra da hayatımdan sonsuza dek çık. Eğer şantajla ilişkimizi devam ettirmek istersen, emin ol benim de yapabileceklerim var.”

– “Neymiş onlar?”

– “Rıfat bey beni çok sever. Durumu ona anlatmamı istemezsin herhalde. Ben belki rezil olurum ama sen de işini kaybedersin.”

– “Bakıyorum, çok kararlısın.”

– “Evet. Her aklına estiğinde yatacağın bir metres değilim ben. Olmaya da niyetim yok. Herşeyin tatlıya bağlanması için sana yaptığım teklifi kabul et.”

– “Kararlılığın hoşuma gitti. Tamam. Kabul ediyorum.”

– “O halde, git şimdi, çok terlisin, banyoya gir.”

– “Banyo ne tarafta?”

– “Koridorun sonunda solda.”

Mahmut Ayça’nın kararlılığı ve cesareti karşısında şaşkınlaşmış, banyoya gitti. Acele acele duş alıp, havlulara sarınmış olarak salona döndü. Ayça ortalıkta yoktu.

– “Ayça. Neredesin?”

– “Buradayım. Koridorun diğer ucundan sağa dön.”

Mahmut denileni yaptı. Burası yatak odasıydı. Ayça çırılçıplak yatağa uzanmıştı. Vücudu tüm ihtişamıyla Mahmut’un önündeydi. Mahmut üzerindeki havluyu koltuğa fırlattı. Yatağın kenarına oturdu. Bir süre hayranlıkla Ayça’yı seyretti. Uzun ve biçimli bacaklarına, mükemmel göbeğine, diri göğüslerine baktı. Sağ ayağını avucuna aldı ve bileklerini, parmak aralarını yaladı. Tabanlarını öptü, kokladı. Diliyle ayak parmaklarının ucundan, dizlere, oradan da kasıklara dek tüm bölgeyi katetti. Ayça’yı yüzükoyun çevirdi ve aynı mesafeyi bu kez bacakların arka tarafında tattı.

Diz kapaklarının arkası yalanırken Ayça hafifçe inledi ve yastığı ısırdı. Mahmut iki eliyle Ayça’nın poposunu ayırdı ve dilini Ayça’nın ön deliğine sokmaya başladı. İnanılmaz bir arzuyla Ayça’nın vajinası emip yalarken, zonklayan penisini serin çarşafa bastırıyordu. Arada biri vajinayı bırakıyor, Ayça’nın kalçalarını öpüp, ısırıyordu.

Bu durum belki 10 dakika sürdü. Ayça zevkten kendinden geçmişti. Bir yandan kendine kızıyor, bir yandan da artık eski Ayça olmadığını iyice farkediyor, seks arzusuyla yanıp tutuşuyordu. Kendini Mahmut’un ellerinden kurtardı ve erkeğine sırtüstü uzanmasını söyledi. Mahmut merakla istenileni yaptı. Ayça bir an karşısındaki canavara baktı. O güne dek gördüğü en iri ve kıllı organdı. Bir insandan çok, bir hayvanınkine benziyor diye düşündü. Bu organı emmek, boşalmasını görmek için çıldırıyordu.

Organın pıtpıt atan başına bir öpücük kondurdu. Mahmut hayret ve zevk dolu bir ifadeyle kendisine bakıyordu. Bundan aldığı cesaretle organın başını ağzına aldı. Mahmut’un gırtlağından bir zevk iniltisi koptu. Başı ağzından çıkardı ve aşağı yöneldi. Kıllarla kaplı taşakları öpmeye başladı. Önce küçük küçük öptü, sonra emdi. Taşakları uzun uzun yaladı, alabildiği kadar ağzına aldı ve emdi.

Mahmut’un zevkten inleyip, kıvranması çok hoşuna gitmişti. Daha önce kimseye yapmadığı birşeyi yapmaya karar verdi ve eline geçirdiği bir yastığı Mahmut’un poposunun altına yerleştirerek popoyu yataktan yukarı kaldırdı. Dilini taşaklardan aşağı kaydırarak, Mahmut’un arka deliğini yalamaya başladı. Mahmut çılgına dönmüştü:

– “Ohh. Devam et Ayça, devam et sevgilim. Harikasın, tapıyorum sana!”

Ayça devam etti. Mahmut’un kıllarla kaplı, kapkara arka deliğine dilini ritmik hareketlerle sokup çıkarmaya, Mahmut’u adeta diliyle becermeye başladı. Böyle yaparak ondan Antalya’da olanların intikamını aldığını da düşünüyordu. Bu arada elleri de boş durmuyordu. Sol eliyle taşakları okşuyor, sağ eliyle de penisi kavramış, 31 çektiriyordu. Mahmut’un dayanacak halinin kalmadığı çıkardığı seslerden belliydi.

– “Nasıl? Hoşuna gidiyor mu?”

– “Evet Ayça, evet. Harikasın.”

– “Sana ne yapıyorum, söyle bana. Yalvar.”

– “Ah Ayça. Dilinle g.t deliğimi sikiyorsun. Ohh durma, devam et. Sik beni.”

Ve Ayça kendi kendine gülümseyerek sağ elinin işaret parmağını Mahmut’un arka deliğine bastırırken, penisi yeniden ağzına aldı. Önce tükürerek kayganlaştırdı, ardından nefesini tutarak sokabildiği kadarını ağzına soktu. Mahmut’un penisi gırtlağına kadar girmişti, bademciklerine değiyordu.

Mahmut hiç itiraz etmeden Ayça’nın arka deliğini parmaklamasına izin veriyordu. Zevkten tüm vücudu kasılıyordu. Ayça dilinde ilk sperm damlasını hissetti. Tadı güzeldi. Penisi ağzından çıkardı ve tüm hızıyla otuzbire başladı. Bir yandan da penisin başını hızlı hızlı yalıyordu. Arka tarafı da parmaklamayı ihmal etmiyordu. Mahmut haykırdı:

– “Geliyorum Ayça. Geliyor, ahhhh”

Ayça istifini bozmadı. Mahmut çılgınca titremeye başladı, iliklerinde yakıcı bir ateşin yükselmekte olduğunu hissediyordu. Birden Ayça’nın yüzüne ve ağzına patladı. Spermleri bir mermi gibi Ayça’nın gırtlağına vurdu. Ayça hemen penisi ağzına aldı ve müthiş bir hızla vantuzlamaya girişti. Mahmut kasılarak, inleyerek, titreyerek taşaklarında toplanan tüm spermlerini Ayça’nın sıcacık ağzına boşalttı. Ayça emmeyi bırakmadı ve adeta Mahmut’un penisinden hayat iksirini içer gibi tüm spermleri emdi, yuttu.

Mahmut hayatında böyle bir orgazm yaşamamıştı. Kendini tamamen Ayça’nın dudaklarına teslim etmiş, bu harika kadının iliklerini sömürürcesine içindeki tüm spermleri çekip almasına izin vermişti. Dakikalar sonra boşalma tamemen sona erdiğinde Ayça Mahmut’un penisini ağzından çıkardı. Ortalıkta tek bir damla sperm yoktu. Tatlı tatlı penisin gövdesini yaladı ve masum gözlerle Mahmut’a baktı.

Mahmut rüyada gibiydi. Tüm beyni boşalmış, her yanı uyuşmuştu. Ayça kendini yukarı çekti ve Mahmut’u öpmeye başladı. Dilini Mahmut’un bıyıklarının arasından ağzına soktu ve Mahmut bir anda ürperdi. Ayça ağzında sakladığı bir miktar spermi Mahmut’un ağzına bıraktı. Mahmut ne yapacağını bilemedi. Yutsa, yutamayacaktı. Ayça, hiç istifini bozmadan diliyle spermleri Mahmut’un diline sürdü ve spermler iki aşığın dilleri arasında gidip geldi. Sonra Ayça bir hamlede hepsini yuttu. Erkeğine sarıldı ve kendilerini uykuya teslim ettiler.

Ayça müthiş bir zevk duyarak uyandı. Bir an nerede olduğunu, hissettiklerinin gerçek mi, rüya mı olduğunu anlayamadı. Derken Mahmut’u farketti. Mahmut başını Ayça’nın kadınlık organına gömmüş, ağır ama ustaca hareketlerle yalıyor, dilini içeri sokup çıkarıyordu. Gırtlağından yükselen inlemeye engel olamadı. Bunu duyan Mahmut yavaş yavaş yukarı çıkmaya başladı. Ayça’nın kusursuz göbek deliğine dilini soktu ve uzun uzun yaladı. Sonra göğüslerine geldi. Bir bebek gibi ikisinin de uçlarını ağzına alıp yumuşak hareketlerle emdi. Bir yandan da Ayça’nın vajinasına işaret ve orta parmaklarını sokup çıkarıyordu.

Ayça zevkten kontrolünü kaybediyordu. Mahmut bu nefis göğüsleri iki yandan sıkıştırarak avuçladı ve diliyle ikisini birden yalamaya, ısırmaya, öpmeye başladı. Tadını çıkara çıkara Ayça’nın memelerini sömürdü. Öyle ki, artık bu şahane göğüslerde yapacak hiç bir işi kalmayana dek öptü, ısırdı. Sonra doğruldu ve kocaman penisini göğüslerin arasına yerleştirdi. Elleriyle yanlardan destek olarak 31 çektirmeye başladı. Kayganlaşması için penisini Ayça’nın ağzına verdi ve yalayarak ıslatmasını sağladı. Bir süre bu şekilde Ayça’nın göğüslerinin arasında gidip geldi.

Sonra aklına başka bişey geldi ve Ayça’yı yüzükoyun yatırdı. Kalçalarını ayırdı ve arka deliğini şiddetle yalamaya başladı. Ayça başına gelebilecekleri sezmişti ama karşı koyacak durumda değildi. Mahmut bu nefis pembe deliği uzun uzun öpüyor, yalıyor, dilini içine sokmak için bastırıyor, Ayça’yı çıldırtıyordu.

Dakikalar süren bu seanstan sonra devam etmesi için yalvaran gözlerle kendisine bakan Ayça’yı biraz bırakıp, komedine gitti ve eline geçirdiği ilk kremi alarak geri döndü. Parmaklarını kreme daldırdı ve koca bir parça kremi Ayça’nın arka deliğine yaydı. Uzun uzun kremledi Ayça’yı, ta ki iki deliği de kremden ve kadınlık sıvılarından vıcık vıcık olana dek. Ayça yalvarıyordu:

– “Hadi Mahmut, ne olur sik artık beni. N’olur! Sikini içimde hissetmek istiyorum.”

Mahmut şu olanları rüyasında görse inanmazdı. Bu teklife hayır diyemezdi. Ayça’yı dört ayak üzerine getirdi ve bir hamlede penisini vajinasına soktu. Kayganlığın da yardımıyla 25 cm’lik penis, dibine kadar Ayça’nın içine kaydı. Ayça acıdan ve zevkten inledi. Ayça’nın vajinası o kadar kaygandı ki, Mahmut pompalamaktan zevk almıyordu.

“Bunun da çaresi var,” diye düşündü ve penisini Ayça’nın vajinasından çıkarıp arka deliğine dayadı. Ayça bir an karşı koydu ama bu pek de caydırıcı bir itiraz olmadı. İyice cesaretlenen Mahmut penisinin santim santim Ayça’nın arka deliğine sokmaya başladı. Bu umduğundan kolay oluyordu. Kayganlaşan delik fazla zorlanmadan Mahmut’un penisini kabul ediyordu.

– “Demiştim sana Ayça. Bana da götten vereceksin demiştim”

– “Konuşma da devam et.”

Mahmut penisinin yaklaşık 15 cm’ini Ayça’nın götüne sokmuştu. Bu şekilde, penisini dışarı çıkarmadan Ayça’yı kavradı ve yatakta döndüler. Mahmut alta geçti ve Ayça’yı kucağına oturttu. Omuzlarından tuttu ve kendine çekti. Bu pozisyonda Mahmut’un penisi neredeyse sonuna dek Ayça’nın götüne girdi ve Ayça da zevkten kasılarak erkeğinin üzerine uzandı. İkisi birden önce tatlı tatlı, sonra gitgide artan bir tempoyla yaylanmaya başladılar.

Mahmut bir yandan da sağ eliyle Ayça’nın vajinasını parmaklıyor, sol eliyle de sol memesini yoğuruyordu. Ellerinin altındaki bu şahane vücudu uzun uzun okşuyor, her noktasının tadına varıyordu. Penisi Ayça’nın ateş gibi sıcak arka deliğinde yağ gibi kayıyordu. Ayça yaklaşan orgazmı tüm benliğinde hissediyordu. Saniyeler geçti ve inanılmaz bir zevkle orgazma ulaştı.

Bu yaşadığı en büyük orgazm sanıyordu ama yanılmıştı. Orgazmı sırasında salgıladığı sıvılarla Mahmut’un iyice kayganlaşan penisi, sanki içini dağlıyordu. Başı dönüyor, kendini tamamen kaybediyordu. Mahmut henüz boşalmadığı için gidip gelmeye devam ediyordu ve kısa sürede Ayça yeniden orgazma doğru doludizgin gitmeye başladı. Kulak memelerinde ve kulaklarının içinde Mahmut’un dilini hissediyordu. Mahmut da hızlı hızlı nefes alıyordu.

– “Ben seninki gibi g.t sikmedim Ayça. Olağanüstüsün. Allahım!”

Ve ikisi birden orgazma ulaştılar. Mahmut, sanki 1-2 saat önce hiç boşalmamış gibi yeniden katı katı boşaldı, Ayça’nın götünü spermleriyle doldurdu. Dakikalar süren bu orgazm dalgasının ardından kendilerine geldiklerinde ayrıldılar. Mahmut Ayça’yı başından tutarak penisine yöneltti ve Ayça hiç itiraz etmeden denileni yaptı.

Mahmut’un yumuşamaya başlamış hali bile kocaman olan penisini ağzına aldı ve uzun uzun emerek, son sperm kırıntılarını da çıkardı ve afiyetle yuttu. Ağzında kendi götünden çıkmış bu penisle poz verircesine Mahmut’a baktı. Sonra iki sevgili uzun uzun öpüştüler. Ayça Mahmut’a artık gitmesi gerektiğini, kocasının 1 saat sonra geleceğini söyledi. Mahmut:

– “Tamam mı şimdi Ayça? Bitti mi ilişkimiz, bir daha sevişmeyecek miyiz?”

– “Bilmiyorum. Ama sakın bana şantaj yapma, olayları kendi haline bırakalım.”

– “Peki. Sen bilirsin. Sanırım böyle bir sikişi sen de pek yaşamamışsındır.”

– “Evet. Çok iyiydi. Ama şimdi git artık.”

Mahmut acele etmeden giyindi ve sokak kapısına yöneldi. Cep telefonu numarasını Ayça’ya verdi.

– “Ne zaman istersen ara. Seninle olmak için daima hazırım.”

– “Tamam. Sağol.”

Kapıdan çıkmak üzereyken Ayça’yı kendine çekti ve derin derin öpüşmeye başladılar. Diller, dudaklar birbirine girdi. İki aşık öpüşe öpüşe ayrıldılar.

Mahmut gidince Ayça salona geçti ve sigarasını içerken olanları düşündü. Hayatında böyle güzel sevişmemişti.

“Sanırım Mahmut’la görüşmeye devam edeceğim,” diye düşündü. Tolga’yı kendi yatağında aldatmıştı ve en ufak bir pişmanlık duymuyordu. Aksine, sanki bir çeşit intikam duygusu mutlulukla gülümsemesine neden oluyordu. Ama şimdi hazırlanması lazımdı. Tolga’nın gelmesine az kalmıştı.

Hazırlanmak üzere banyoya girdi ve tazyikli suyun vücudundaki aşk kalıntılarını alıp götürmesine izin verdi.

Ayça ile Tolga o akşam yemekte bol bol konuştular. Evliliklerini, geçmişte yaşadıkları güzel günleri, gelecek beklentilerini, ayrıyken geçirdikleri zamanı. İkisi de bu konuda yalan söylediler. Sanki ne Tolga Mirey’le birlikte olmaya devam etmiş, ne de Ayça’nın başından onca olay geçmemişti. Aralarındaki tek fark Ayça’nın aldatılmaya devam ettiğini bilmesi, Tolga’nın ise bilmemesiydi. Kötü günleri unutmaya, herşeye kaldığı yerden devam etmeye karar verdiler.

O gece Ayça çok seksi giyinmişti ve yalnızca Tolga’nın ilgisini çekmekle kalmamış, ortamdaki herkesi kendisine hayran bırakmıştı. Gecenin ilerleyen saatlerinde içkinin de etkisiyle Tolga iyice tahrik olmuştu ve Ayça’yı bir an önce eve götürmek istiyordu.

Sonunda hesabı ödediler ve yola çıktılar. Sahil yolundan eve giderlerken, Tolga bir yandan arabayı sürüyor, bir yandan da sağ eliyle Ayça’nın mini eteğinin kesinlikle gizleyemediği bacaklarını okşuyordu. Bir süre böyle gittikten sonra, eve kadar dayanamayacaklarına karar verip sahildeki ceplerden birine parkettiler. Tolga Ayça’nın dudaklarına küçük öpücükler kondururken, bir yandan da göğüslerini okşamaya çalışıyordu. Birden Ayça Tolga’yı itti ve:

– “Sana daha önce hiç yapmadığım birşey yapmak istiyorum.”

– “Nedir o?”

– “Arkana yaslan.”

Tolga merak içinde arkasına yaslandı. Ayça ağır hareketlerle Tolga’nın kemerini çözdü, pantolonunun fermuarını açtı ve bir hamlede penisini özgürlüğüne kavuşturdu. Bir süredir içerde sıkışıp kalan penis titreyerek Ayça’nın önünde dikildi. Ayça, hiç oyalanmadan penisin başını ağzına aldı. Tolga’nın dudaklarından bir zevk iniltisi döküldü. Biraz penisin başını öpüp yalayan Ayça, sonunda tamamına yakınını ağzına alıverdi. Son günlerde bu konuda o kadar tecrübe kazanmıştı ki, Tolga’nın standart boydaki penisini ağzına alması gayet kolay olmuştu.

Tolga’yı çıldırtırcasına emmeye başladı. Bir süre ağzında tutuyor, ağzının sıcaklığını Tolga’ya hissettiriyor, sonra hızlı hızlı 31 çektirircesine emiyordu. Ayça’dan ilk kez böyle bir muamele gören Tolga, hem şaşırmış hem de zevkten gözü dönmüştü. Tolga’nın gelmek üzere olduğunu anlayan Ayça hiç istifini bozmadan emmeye devam etti. Tolga adeta haykırarak boşalmaya başladı.

Gırtlağına değen ilk sperm damlalarıyla emmeyi yavaşlatan Ayça, yıllardır ilk kez tadına baktığı Tolga’nın spermlerini doya doya yuttu. Tadı hoşuna gitmişti.

“Yıllardır boşuna zaman harcamışım,” diye düşünmekten kendini alamadı. Tolga tüm spermlerini boşaltıp rahatladığında, Ayça bir süre daha emip yalayarak penisi temizledi. Nihayet ağzından penisi çıkardığında, ortada tek bir sperm taneciği bile yoktu. Gülümseyerek eşine baktı:

– “Nasıl, hoşuna gitti mi?”

– “Hem de nasıl. Ama şaşırdım da. Önceden hiç yapmazdın böyle?”

– “Seni çok özlemişim. Herşeyini.”

– “Ben de senin. Hadi eve gidelim.”

O gece Ayça ve Tolga evde de sevişmeye devam ettiler. Uzun zamandır birlikte olmamanın verdiği özlemle günün ilk ışıklarına dek zaman zaman ara verip, güç toplayarak seviştiler.

Ertesi sabah Tolga işe çok zor gitti; yorgundu ve uyumak istiyordu.
Ayça ise öğlene kadar güzel bir uyku çekti. Uyandığında saat 12’yi geçiyordu. Mutlulukla odayı dolduran güneşe baktı. Son 24 saat içinde defalarca seks yapmıştı ve kendini hala biraz yorgun hissediyordu. Duşunu aldıktan sonra, birşeyler yemek ve alışveriş yapmak için Akmerkez’in yolunu tuttu.

Ayça food court’ta kahvesini içerken son zamanlarda yaşadıklarını düşünmeye başladı. Hayatının ne kadar değiştiğine inanamıyordu. Son 10 günde Tolga dışında 4 farklı erkekle (Sadık, Mahmut, Sinan ve Tamer) ve Piraye ile sevişmişti.

Sadık’la yaşadıkları içkinin verdiği sarhoşlukla ve istemeden olmuştu.

Mahmut’la ilk birlikteliği ise resmen tecavüzdü. Fakat diğerleri tamamen kendi insiyatifi ile gerçekleşmişti ve şöyle bir düşündü de, yaşadığı herşeyden büyük zevk almıştı. Adeta zincirlerinden boşanmış gibi çılgınca sevişmiş, daha önce ancak porno filmlerde görebileceği ve hatta hayal bile edemediği şeyler yapmıştı. Pişman değildi. Sadece Piraye’ye karşı bir miktar utanma duygusu hissediyordu, o kadar.

Kararını vermişti. Hayatta daha önce ıskaladığı çok şeyler olduğunu farketmişti. Artık özgür bir kadındı, istediği gibi yaşayacaktı. Canı kimi isterse onunla birlikte olacaktı. Tolga’nın kendisini aldatmasını sineye çekip oturacak değildi ya. Kendisine daha iyi bakacaktı. Ne kadar güzel bir kadın olduğunu yıllardır sanki unutmuştu veya ikinci plana itmişti.

Bundan sonra güzelliğini sergilemekten de kaçınmayacaktı. İlk iş olarak kendine seksi iç çamaşırları almaya karar verdi. Bugüne dek hep standart çamaşırlar giymişti. Şimdi artık şöyle jartiyerli, şeffaf, seksi renklerde şeyler giyecekti. Hemen kastettiği türden iç çamaşırı satan bir dükkana gitti ve canının istediği herşeyi aldı. Eve döndüğünde bunları giyerek ayna karşısında kendini inceledi ve mutlulukla gülümsedi.

O gece Tolga yattıktan sonra bilgisayarı açtı ve Mirey’e bir cevap yazdı.

“Merhaba Mirey, Mailini görünce çok şaşırmadım. Seni Tolga ile ilk gördüğümde çok kızmıştım ama sonradan sakin kafayla düşününce o kızgınlığım geçti. Sen çok hoş bir kadınsın ve Tolga’nın senin tekliflerini reddetmemesi gayet normal. İkinizi de affettim. Sadece senin adına üzülüyorum. İzak’la problemleriniz olması çok kötü. Dışardan bakınca çok iyi bir çift gibi görünüyordunuz. Demek ki, dış görünüş aldatıcı olabiliyor. Her neyse…

Tolga ile ilişkine devam edebilirsin. Senden ricam bunu etrafa yaymamanız. Ve Tolga benim ilişkinize devam ettiğinizi bildiğimi bilmemeli. Ha bir isteğim daha olacak. Madem İzak senin Tolga ile birlikte olduğunu biliyor, o halde kendisi de bir değişiklik yapabilir.

Bir şekilde beni İzak’la tanıştır. Mesela bir akşam bize yemeğe gelin veya biz size gelelim. Bugüne dek yatakta başarısız bir erkekle tanışmadım. Nasıl bir durum olduğunu gözlerimle görmek, anlamak istiyorum. Herhalde bu isteğim seni rahatsız etmez. Sonuçta sen de benim gibi özgür bir kadınsın ve benden isteklerde bulunabiliyorsun.

Lütfen bu isteklerimi kabul et. Bu maili de senin bana yazdığın mail gibi aramızda tutalım. Unutmadan, Erman bey ve Rıfat bey’le benim de aram iyidir. Ve tahmin edersin ki, bir şirkete personel bölümü için eleman bulmak ürün müdürü bulmaktan daha kolay. Kendine iyi bak…”

Maili gönderince Ayça kendini çocuklar gibi neşeli hissetti. Ertesi sabah Mirey’in maili okurken yüzünün alacağı şekli görmek isterdi. Bu mailin şirkette başkalarının eline geçmesinden hiç korkmuyordu. Mailde kasıtlı olarak Mirey-Tolga ilişkisinden ve Mirey’in üst yönetimle iyi ilişkilerinden sözetmişti. Mirey bunu yaymayı ve rezalete neden olmayı göze alamazdı. İzak çok zengin bir eşti ve Mirey kesinlikle ondan ayrılmayı istemezdi. Bundan sonra neler olacağını merak ederek yatağına gitti ve tatlı bir uykuya daldı.

Sonunda tatil bitti. Pazartesi sabahı Ayça işe giderken son derece şık ve bir o kadar da seksi giyinmişti. İş merkezinin kapısındaki güvenlik görevlilerinin adeta bakışlarıyla onu soymaları çok hoşuna gitti. Ofise girdi, Mirey’in önünden yüzüne bile bakmadan geçti ve doğru Erman bey’in odasına girdi.

– “Günaydın Erman bey”

– “Aa. Günaydın Ayça. Bitti mi tatil?”

– “Maalesef. Ama sizleri de özlemişim.”

– “Biz de seni özledik.”

Ayça, Erman bey’in karşısına öyle bir oturuş oturdu ki, adamcağız gözlerini Ayça’nın bacaklarından alamaz oldu. Erman bey’in hep kendisine gereğinden iyi davrandığını farketmişti ama ikisi de evli barklı insanlar olduklarından bunun ardında herhangi bir şey aramamıştı. Şimdi Erman bey’in bakışlarından kendisi için deli olduğunu anlayabiliyordu.

Erman bey ise Ayça’nın bu oturuşuna anlam verememişti. Zaten kısacık olan eteği oturuş pozisyonu sayesinde iyice açılmış, adeta bir şort boyutuna gerilemişti. Deniz tatilinin sembolü olan yanık tenli upuzun bacaklar Erman bey’in başını döndürüyordu.

Erman bey şirketin genel müdür yardımcılarındandı. Ayça direkt ona bağlı çalışıyordu. 45 yaşlarında, yapılı, hafif kır saçlı, iyi giyinen bir adamdı. 20 yıllık bir evliliği ve 3 çocuğu vardı. Eşi Aysel 40-45 yaşlarında bir ev kadınıydı. Uzun evlilik yıllarının ardından eşiyle arasında pek de heyecan verici bir seks hayatı kalmamıştı. Bir nevi görev kabilinden on günde bir filan sevişiyorlardı. Daha doğrusu 10 dakika içinde çiftleşiyorlardı.

Erman bey arada sırada kaçamaklar yapmıştı. Ama bu ilişkilerde de pek tatmin olmamıştı. Para karşılığı yapılan seks insana zafer kazanma duygusu vermiyordu. Ayça’dan her zaman hoşlanmıştı. Gerçekten güzel bir kadındı. Arada bir o biçimli kalçalarına, diri göğüslerine, nefis bacaklarına bakmadan edemezdi. Arada bir birlikte öğle yemeğine çıkarlardı, genellikle müşteri ziyaretlerine gittikleri günlerde. İyi anlaşırlar, iyi vakit geçirirlerdi. Daha fazlası hiç olmamıştı.

Erman bey Ayça’nın işini beğenirdi. Evli barklı kadına karşı çapkınlık yapmaya kalkacak hali yoktu. Zaten bu işlerden pek anlamazdı. Düşüncelerinden Ayça’nın sesiyle sıyrıldı.

– “Erman bey, neler oldu şirkette ben tatildeyken? Herşey yolunda mıydı?”

– “Evet evet. Sorun olmadı hiç. Bugün bir ara sana bazı gelişmeleri anlatırım artık. Öğleden sonra bir ara. Olur mu?”

– “Çok iyi olur. Bu arada, renginiz çok soluk görünüyor. Tatile ne zaman çıkıyorsunuz?”

– “Sorma. Çok bunaldım son zamanlarda. Rıfat bey’le henüz konuşamadık. Belli değil ne zaman izne çıkacağım. Neyse ki, Aysel’le çocukları kayınpederin yazlığına gönderdim 2 gün önce. Bari onlar tatil yapsınlar.”

– “Sizin gibi eş zor bulunur vallahi. Siz çalışın, onlar tatil yapsın. Ne güzel.”

– “Ee, ne yapalım. İş hayatı bu!”

– “Haklısınız. Bakın aklıma ne geldi. Neden gelişmeleri bana akşam yemeğinde anlatmıyorsunuz? Aysel hanım olmadığına göre siz kesin öğünlerinizi ihmal ediyorsunuzdur.”

– “Bilmem ki. Tolga merak etmez mi?”

– “Hayır. Bu akşam onun da bir toplantısı var. Geç gelecek.”

– “Olabilir. Konuşuruz.”

– “Hadi ama. Bildiğim güzel bir balık lokantası var. Sakin bir yer. Rahat rahat konuşuruz.”

– “Tamam o zaman. Mesaiden sonra direkt gidelim.”

– “Anlaştık!”

Ayça ve Erman bey akşam 7 gibi ofisten ayrıldılar. Ayça Tolga’ya telefon edip, tatil dönüşü fazla mesai yapması gerektiğini, kendisini merak etmemesini söylemişti. Tolga’cık da inanmıştı buna! Ayça, Erman bey’i boğazda güzel bir balıkçıya götürdü. Hafta içi olduğundan etraf kalabalık değildi. Güzelce yiyip içtiler. Hatta çakırkeyif oldular. Sözde iş konuşmaya gelmişlerdi ama iş dışında herşeyi konuştular. Tatilden, siyasi gelişmelerden, havadan sudan…

– “Söylesenize Erman bey, 20 yıldır evli olmak nasıl bir duygu?”

– “Normal. Yani hiç bu şekilde düşünmedim. Alışıyor insan.”

– “Ben de tam bunu kastetmiştim. Tolga’yla ben 6 yıllık evliyiz ve bazen evliliğimizin esk**iğini düşünüyorum.”

– “Nasıl yani?”

– “Nasıl desem, alışkanlık işte. Karşındakinin herşeyini biliyorsun. Ne yediğini, hangi tür filmleri sevdiğini, hangi elbiselerini beğendiğini, ayıptır söylemesi, yatakta neler isteyeceğini ve neler yapacağını. Heyecan azalıyor zamanla çünkü yenilik kalmıyor. Sürprizler kalmıyor. Herşey keşfedilmiş durumda. Sizce de öyle değil mi?”

– “Haklısın aslında. Hele işin içine çocuklar da girince. Ama ne yapalım, hayat böyle. Ben sıkıldım deyip bırakamazsın.”

– “Elbette. Hem sosyal normlar da bunu gerektiriyor. Ama bu insanların yenilikleri denemesine, arada bir başına buyruk davranmasına engel olmamalı bence.”

– “Belki. Ama ben açıkçası pek de denemedim bu söylediklerini.”

– “Hiç birşey için geç kalmış sayılmaz insan.”

– “…”

– “Özel şeyler konuşmamızdan rahatsız olmuyorsunuz herhalde?”

– “Hayır. Ne münasebet. Kaç yıldır tanıyoruz birbirimizi. Sadece alışık değilim bu tür konuşmalara.”

– “Ben size her konuda güveniyorum Erman bey.”

– “Teşekkür ederim. Ben de öyle. Rica ederim Ayça, iş dışında benimle sizli-bizli konuşma lütfen. İşte bundan rahatsız oluyorum!”

– “Pekala. O zaman bu pek alışık olmadığın konulara devam edelim mi? İnsanın arada sırada bu tür sohbete ihtiyacı oluyor.”

– “Edelim tabii. Neden olmasın?”

– “O zaman söyle bakalım Erman, eşini hiç aldattın mı?”

– “Çok zor bir soru.”

– “Evet ama cevabı kolay.”

– “Bir iki kez evet. Fakat hoşuma gitmedi.”

– “Neden?”

– “Çünkü yanlış tercihlerdi.”

– “Peki pişmanlık duydun mu?”

– “Bilmiyorum. Sanmam.”

– “Yani başka bir kadınla birlikte olmak eşinle ilişkinin rutinini bozmadı.”

– “Hayır. Söylesene sen aldattın mı Tolga’yı hiç?”

– “Evet. Pişman da değilim. Çok zevkliydi, bana yaşama sevinci, hayatıma renk verdi.”

– “Çok açık sözlüsün.”

– “Evet. Açık sözlülük her zaman iyidir.”

Erman bey konuşmanın gidişatına inanamıyordu. Bunca zamandır iş dışı neredeyse hiçbir şey konuşmadığı Ayça’la neler konuşuyorlardı. Yoksa Ayça kendisiyle birlikte olmak mı istiyordu. Böyle bir girişimde kendisi bulunamazdı ama karşı taraftan gelecek bir teklife de hayır demezdi. En iyisi devam etmek diye düşündü.

– “Bence de.”

– “Hem değişik erkeklerden değişik şeyler, bilmediğim özelliklerimi öğrendim.”

– “Ne gibi?”

– “Mesela oral seks. Esk**en hiç denemezdim bile. İğrenç bulurdum. Şimdi en sevdiğim şeylerden biri.”

– Erman bey kasıklarındaki ürpermeyi hissedebiliyordu. Duyduklarına inanamıyordu.

– “Sen sever misin sana oral seks yapılmasını? Veya karşındakine yapmayı?”

– “Şey, bu konuda fazla tecrübem yok. Aysel yatakta tutucudur. Çok esk**en bir iki kez oral seks yapmıştı bana. Daha doğrusu yapacak gibi olmuştu. Ne yalan söyleyim, hoşuma gitmişti. Ama sonra bir daha yapmadı. Bunun doğal olmadığını düşünüyor.”

– “Bence yanılıyor. İki cins içinde hem yapmak, hem de insanın kendisine yapılması müthiş bir şey. Hem iğrenecek bişey de yok. Oluşan sıvılar vücudumuzun bir parçası.”

– “Doğru, ben de aynen senin gibi düşünüyorum. Fakat elden bişey gelmiyor. İnsanın belli bir yaştan sonra fikri değişmiyor maalesef.”

– “Beyefendi, Pazartesi günleri erken kapatıyoruz. Özür dileriz, hesabınız.”

Erman bey’i hayretten hayrete düşüren bu konuşma garsonun sözleriyle kesilmişti. Garson kredi kartını alıp gittiğinde, söze giren Ayça oldu.

– “Tam da muhabbetin en tatlı yerinde gidin diyorlar. Haksızlık bu.”

– “Maalesef.”

– “Ama geceyi hemen bitirmemiz gerekmiyor bence. Ne dersin, evde devam edelim mi?”

– “Bizim evde mi?”

– “Madem yalnızsın. Komşuların gerikafalı değillerse tabii?”

– “Ok, kalkalım mı?”

– Erman bey ayağa kalktığında penisinin sertleştiğini, pantolonunu zorladığını farketti. Utancından biraz yan durmaya dikkat etti. Yolda giderlerken pek konuşmadılar. İkisi de gecenin devamında neler olacağını merak ediyorlardı. Ayça, bu gece Erman bey’le birlikte olmayı kafasına koymuştu. Bu yüzden onu tahrik etmek için herşeyi yapıyordu. Erman bey ise yan gözle Ayça’nın bacaklarına bakmadan edemiyordu.

Arabayı apartmanın bahçesine parkettiler. Asansörde neredeyse birbirlerinin kalp atışlarını duyabiliyorlardı.Önce mutfağa gittiler. Ayça güzel bir kahve yaptı ve ardından salona geçtiler. Geniş koltuğa yanyana oturdular ve ilgisiz konulardan konuşarak kahvelerini içtiler. Ayça Erman bey’in gözlerindeki heyecanı ve arzuyu görebiliyordu. İlk hamleyi kendisinin yapması gerektiğini de biliyordu.

– “Erman, evin çok sıcakmış. Kliman bozuk mu?”

– “Şey, klimamız yok. Çocuklar üşütürler diye taktırmadık.”

– “Evet ama şimdi çocuklar yok ve ben çok terledim. Banyo yapmamın sakıncası var mı?”

– “Tabii. Kendini evinde hisset. Banyo koridorun sonunda.”

Böylece Ayça Erman bey’in evinde hızlı bir duş aldı. Duştan çıkınca elbiselerini giymedi. Banyodaki bornozlardan birini üzerine geçirdi. Aynada kendine baktı. Bornozun yakasında belli olan göğüsleri, ıslak saçlarıyla çok seksiydi. Salona gittiğinde Erman bey’in tüm pencereleri açarak salonu serinlettiğini gördü. Serin hava gerçekten çok hoşuna gitmişti. Sehpada soğuk bir şişe beyaz şarap ve iki kadeh vardı. Kendisini bornozla gören Erman bey’in şaşaladığını fark etti.

– “Şey, banyodan sana sormadan bir bornoz aldım ama…”

– “Önemli değil, keyfine bak. Benim bornozum o.”

– “Teşekkür ederim.”

Ayça doğru Erman bey’in yanına oturdu. Bacak bacak üstüne atarak çıplak bacaklarını sergilemeye başladı. Erman bey’in nefes alıpverişleri hızlanmıştı. Eline hayatının fırsatı geçmişti. Ne yapacağına karar veremiyordu. Söze yine Ayça girdi.

– “Sana bir hediye vermek istiyorum Erman.”

– “Nasıl bir hediye?”

– “Hani yemekte konuştuk ya. Hoşuna gittiği halde yapamadığın birşey.”

– “…”

– “Arkana yaslan ve kendini rahat bırak.”

– “…”

Erman arkasına yaslandı ve gözünü kırpmadan Ayça’yı izlemeye başladı. Ayça ayağa kalktı, üzerindeki bornozu bir hamlede yere bıraktı.

– “Banyodan sonra en iyisi çıplak kurumak.”

Erman gözlerine inanamadı. Ayça’nın güzelliği karşısında şaşkına dönmüştü. Karşısında Aysel’le mukayase edilmeyecek bir güzellik vardı. Ayça yere, Erman’ın bacaklarının arasına çömeldi. Çabuk hareketlerle pantolonunun kemerini çözdü, fermuarını açtı, pantolonu Erman’ın bacaklarından aşağı kaydırdı ve çıkardı. Elini taş gibi sertleşmiş erkeklik organına attı. Külodun üzerinden yavaşça okşamaya başladı.

Erman’ın adeta nefesi kesilmişti. Epeydir bu kadar heyecanlanmamıştı. Ayça yavaşça Erman’ın külodunu da indirdi. Şimdi karşısında normal boyda, epey kalınca, kıllı bir penis duruyordu. Elini alttan sokup Erman’ın taşaklarını avuçladı. Erman’ın gırtlağından bir hırıltı koptu. Dilini taşaklardan penisin başına kadar olan bölgede aşağı yukarı gezdirdi, Erman’ın penisi terliydi ve biraz kokuyordu. Fakat iğrenmedi. Değişik bir tecrübe olacak diye düşündü. Erman başını arkaya atarak inledi.

– “Ayça, kalbim duracak. Harikasın.”

– “Biliyorum. Ama henüz bişey görmedin. Bekle bakalım.”

Ve oral sekste edindiği tüm tecrübeyle Erman’ın penisine eğildi. Başını dudaklarının arasına aldı ve ağır ağır emdi. Sonra yumuşak dudak darbeleriyle penisi boydan boya öperek aşağıya indi ve yeniden yukarı çıktı. Erman gözlerini kapamış, ellerini Ayça’nın ıslak saçlarında gezdiriyordu. Ayça penisin başını yeniden ağzına aldı ve salyasını bulaştırarak iyice kayganlaştırdı. Yarattığı canavarı ağzından çıkardı ve tatlı tatlı 31 çektirmeye başladı. Penis o kadar kayganlaşmıştı ki, yerinde durmuyordu.

Bunun üzerine aynı işi ağzıyla yapmaya karar verdi ve nefesini tutup, Erman’ın penisini adım adım ağzına soktu. Erman’ın inlemeleri ayyuka varmıştı. Adım adım penisin tamamını ağzına aldı. Burnu penisin kökündeki kılların arasındaydı. Bu şekilde penisi ağzında tuttu ve diliyle gövdesini yalamaya devam etti. Erman çılgın gibi titriyordu.

Ayça’nın aklına başka birşey geldi. Penisi ağzından çıkardı ve sehpadaki kadehlere uzandı. İkisini de doldurdu, birini Erman’a uzattı. Erman’ın penisi pıtpıt atıyordu, üzeri tamamen Ayça’nın salyasıyla kaplanmıştı. Erman kadehini bir dikişte bitirdi. Ayça ise yarısını içti. Gülümseyerek Erman’ın penisini kökünden kavradı ve buz gibi kadehi gövdesinde gezdirdi. Erman titreyerek kendini çekmeye çalıştı. Ayça engel oldu. Penisin başını kadehe daldırdı.

Erman gözlerine inanamıyordu. Ayça şarapla yıkadığı penisi yeniden ağzına aldı ve çılgınca emmeye başladı. Hem emiyor, hem de 31 çektiriyordu. Gitgide temposunu artırdı. Dilinin üzerinde Erman’ın ilk sperm damlasını hissetti. Penisi ağzından çıkardı. Erman yalvaran gözlerle baktı.

– “Ne olur Ayça, durma, devam et. Az kaldı.”

– “Biliyorum.”

GMY’sini yalvartması uygun değildi! Penisin başını süt içen bir kedi gibi küçük ve hızlı darbelerle yalamaya başladı. Erman kasılmaya başladı. Kasıklarından yükselen ateşi durdurması artık imkansızdı. Ateş taşaklarından penisinin başına dek yakıcı bir zevkle ilerledi. Birden bir çağlayan gibi köpürdü, inanılmaz bir tazyikle Ayça’nın yüzüne patladı. Gırtlağından önce bir hırıltı, ardından bir haykırış koptu. Ayça dudaklarına, diline, burnuna vuran sperm seliyle bir an şaşaladı. Daha önceki erkekleri hiç bu kadar tazyikli ve bol boşalmamışlardı.

Penisi hemen ağzına aldı ve dudaklarıyla gitgel hareketine başladı. Erman titreye titreye, kasıla kasıla spermlerini Ayça’nın ağzına boşaltmaya, o güzel ağzı doldurmaya devam etti. Hayatında böyle bir zevk yaşamamıştı. Tüm beyni sanki uyuşmuştu. Adeta işer gibi boşalıyordu. Bir an gerçekten de işediğinden korktu. Fakat Ayça’nın hiç rahatsız olmuş bir hali yoktu. Aksine iştahla emiyordu. Erman’ın spermlerini ziyan etmemek için penisi ağzından çıkarmadan emmeye ve yutmaya devam etti.

Sonunda penis yumuşayıp, küçülmeye başlayınca ağzından çıkardı. Erman’ın gözlerinin içine bakarak parmaklarıyla yüzündeki spermleri toplayıp, ağzına aldı. Sonra ağzını açtı ve biriken spermleri Erman’a gösterdi. Gülümseyerek hepsini yuttu. Erman’ın bacaklarına sıçrayan sperm artıklarını da yalayıp temizledi. Ardından kadehinde kalan şarabı içip bitirdi.Erman mayışmış bir halde arkasına yaslanmış, kendisine hayatının en güzel anlarını yaşatan bu güzel kadına minnettarlıkla bakıyordu. Ayça,

– “Nasıldı Erman, hediyemi beğendin mi?”

– “Hem de nasıl beğendim. Sanırım bundan sonra sık sık yeniden isteyeceğim.”

– “Zevkle. Hediye vermek çok hoşuma gider. Ama şimdi gitmem gerek. Tolga şüphelenmemeli.”

– “Ben de sana bir hediye vermek isterdim.”

– “Bunu ben de çok isterim ama bu gece olmaz. Bak aklıma ne geldi. Madem tatile de çıkmadın henüz. Yarın akşam veya çarşamba günü ikimiz birkaç günlüğüne bir bayi gezisine çıkalım. Birkaç gün tatil yaparız birlikte. Ne dersin?”

– “Olabilir. Epeydir Akdeniz bayilerini ziyaret etmemiştim zaten.”

– “Harika. Yarın ayrıntıları konuşuruz.”

O akşam Ayça Tolga’ya tatilden sonra işe başlamanın ne kadar zor olduğunu, sanki herşeyi unuttuğunu filan anlatarak dert yandı. Üstelik yarın akşam 2-3 günlüğüne bayiler toplantısına gitmesi gerekecek gibiydi. Bu toplantıya Erman bey ve Nazan hanım’la birlikte gideceklerdi. Sesine ağlamaklı bir ton vererek o kadar yakındı ki, sonunda Tolga’nın bile morali bozuldu ve

– “Ne olucak canım, 2-3 gün gidiver. Hem haftasonu birlikte Şile’ye gideriz,” diyerek eşine moral vermeye çalıştı.

Ayça ertesi sabah işe gider gitmez soluğu Erman bey’in odasında aldı. Erman bey uzun zamandır görünmediği kadar canlı ve neşeli görünüyordu.

– “Bugün nasılsın bakalım Ayça? Akşam iyi dinlenebildin mi?”

– “Harikayım Erman. Bayi toplantısı işini ayarladım. İstersen hemen bu akşama biletleri aldırayım, oteli filan ayarlayayım.”

– “Çok iyi olur. Ben de Aysel’e 3 günlüğüne Akdeniz bayilerine gideceğimi söyledim. Rıfat bey’le de konuştum. Herşey yolunda yani.”

Böylece herşey ayarlandı. Ayça hemen o gece 19.00 için uçak biletlerini aldırdı. Antalya’da beş yıldızlı bir tatil köyüne 3 günlük rezervasyon yaptırdı, Tolga’yı arayıp durumu üzüntülü bir sestonuyla bildirdi ve eşyalarını hazırlamak için öğleden sonra şirketten ayrıldı.

Ha, bu arada bir fırsatını bulup, sigara içme odasında Mirey’le yalnız kalmayı da başardı. Kıza karşı o kadar rahat ve kendinden emin davrandı ki, kızcağız şaşaladı.

– “Mireyciğim, bu akşam Erman bey’le bayiler toplantısına gidiyorum. Anlayacağın 3 gece Tolga yalnız. İstediğinizi yapmakta özgürsünüz. Yalnız toplantı dönüşü İzak’la bir program ayarlamış ol lütfen.”

– “Şey.. Bu kadar free takılmana inanamıyorum Ayça. Tolga’yı kıskanmıyor musun?”

– “Hayır, kıskanmıyorum. Kıskançlık son derece ilkel bir huydur. Ben tüm ilişkilerimde özgürlük ve açıklıktan yanayım. Yoksa sen benim İzak’la birlikte olmamı kıskanır mıydın?”

– “Şey..Hayır, sanmam. Hem nasıl olsa İzak pek bişey yapabilecek durumda değil.”

– “İyi o zaman. Aramızda mesele yok. Hadi kendine iyi bak. Görüşürüz.”

İstanbul uçağı saat 20 sularında Antalya’ya indi. Ayça ve Erman bir taksiye atlayıp tatil köyünün yolunu tuttular. Kısa sürede birlikte kalacakları odaya yerleşip, akşam yemeği için restorana indiler.

– “Söylesene Ayça, sendeki bu ani değişimin nedeni ne? Her zaman aramız iyi olmuştu ama böylesine bir ilişki. Hiç aklıma gelmezdi.”

– “Değişim hoşuna gitmedi mi?”

– “Gitmez olur mu? Dün gece bana yıllardır yaşamadığım bir orgazm yaşattın. Üstelik, seni hep beğenmişimdir. Yine de tuhaf geliyor olanlar biraz.”

– “Aslında ben de senden hep hoşlanırdım ama ikimiz de evli olduğumuzdan herhangi bir girişimde bulunmayı düşünmemiştim. Fakat Tolga ile aramızda geçen birtakım olaylar sonucu farklı düşünmeye başladım. Artık kendimi sınırlamıyorum. Hem bunları bırakalım şimdi. Önümüzde bizi bekleyen 3 güzel gün var. Keyfini çıkaralım.”

– “Anlaştık. Bu gece ne yapıyoruz?”

– “Senin bir önerin yoksa, bu geceyi otelde odamızda geçirelim!”

– “Çok iyi fikir!”

Yemekten sonra Ayça ve Erman odalarına çıktılar. Duş almak için banyoya giren Ayça birkaç dakika sonra banyo kapısının açıldığını ve Erman’ın içeri girdiğini farketti. Hiç beklemeye tahammülü yok, diye düşündü. Erman duşakabinin kapısını açtı ve karşısında çırılçıplak duran Ayça’nın nefis vücudunu uzun uzun seyretti.

Ayça arada bir arkasını dönerek, eğilerek filan Erman’a kendini iyice sergiliyor ve yıkanmaya devam ediyordu. Erman karşısındaki sütun gibi biçimli ve uzun bacakları, dolgun ve diri göğüsleri, sımsıkı popoyu büyülenmiş gibi izliyordu. Bir rüyadaydı sanki. Nice sonra Ayça’nın kendisini çağıran sesiyle hareketlenmek aklına geldi.

– “Hadi Erman, sırtımı sabunlamayacak mısın?”

Erman aceleyle soyundu, vücudundaki son giysi parçalarını da çıkarıp küvete girdi. Sabunluğu güzelce köpürttü ve arkasını dönen Ayça’nın güzel sırtına sürtmeye başladı. Sonra arkadan ellerini geçirdi ve Ayça’nın şahane göğüslerini avuçladı. Aysel’in küçük ve şekilsiz göğüslerinden sonra Ayça’nınkiler inanılması güç bir mucizeydiler onun için.

Bir süre hareketsiz kaldı ve avuçlarını dolduran göğüslerin sıcaklığını, yumuşaklığını, kıvrımlarını hissetti. Derken önce ağır ağır, sonra gitgide heyecanlanıp hızlanarak yoğurmaya başladı. Bir yandan da kazık gibi olan penisini Ayça’nın kalçalarını sürtüyordu.

Ayça inleyerek Erman’ı cesaretlendirmekten başka birşey yapmıyordu; tamamen teslim olmuştu. Ayça dakikalar boyunca göğüslerini Erman’a mıncıklattıktan sonra yüzünü döndü ve iki kaçak sevgilinin dudakları birleşti. Tutkuyla, arzuyla, açlıkla öpüşmeye başladılar.

Ayça dilini ustalıkla Erman’ın ağzına sokuyor, erkeğinin dilini ve dudaklarını çılgınca emiyordu. Erman zevkten çılgına dönmüştü. İki eliyle Ayça’nın poposunu avuçlamış, hırsla ve istekle parmaklarını geçirmişti. Uzun süre öpüştüler; birbirlerinin ağızlarının ve dudaklarının her noktasını keşfettiler, tattılar. Tükürükleri birbirine karıştı.

Sonunda nefes nefese ayrıldıklarında Ayça eğildi ve Erman’ın kazık gibi olmuş, zonklayan penisini ağzına aldı. Derin derin emdi. Erman’ın gırtlağından bir zevk iniltisi koptu. Ayça bu kez erkeğini ağzına boşaltmak istemiyordu. Kısa bir süre yaladıktan sonra penisi bıraktı ve küvetin kenarına domaldı.

Erman hemen önündeki muhteşem kalçalara yumuldu. Ayça’nın kalçalarını hırsla öptü, ısırdı, kokladı. Parmaklarıyla araladığı kalçaların arasına dilini soktu ve Ayça’yı çığlık çığlığa bırakan bir hızla arka deliğini yaladı. Başparmağını vıcık vıcık olmuş vajinaya yerleştirdi ve ritmik hareketlerle bir süre okşadı. Ayça kendinden geçmişti:

– “Hadi Erman, hadi sevgilim. Hadi sik beni artık. Dayanamıycam…”

Erman’ın da dayanacak hali kalmamıştı. Bir çırpıda penisini köküne kadar Ayça’nın yumuşacık vajinasına soktu. Vajinadan yayılan sıcaklık tüm vücudunu zevkle titretti. Yavaş yavaş, tadını çıkara çıkara Ayça’nın arkasında yaylanmaya başladı. Ayça gözlerini kapatmış, kendini tamamen içindeki sıcacık penisin hareketlerine teslim etmiş, tatlı tatlı esniyordu.

Erman birden ritmini artırdı, bu zevke fazla dayanamadan boşalacağını anlamıştı. Birkaç saniye içinde zevkle titremeye başladı ve sanki aylardır biriktirmiş gibi bol ve şiddetli kasılmalarla spermlerini Ayça’nın içine boşalttı. Erman boşaldıktan sonra bir süre hareketsiz olarak Ayça’nın üzerine yığıldı. Ayça’ya dayanamamış ve biraz erken boşalmıştı.

Ayça’nın henüz yeterince tatmin olmadığını anladı ve genç kadını kollarında yatağa taşıdı. Ayça kendini tamamen erkeğine teslim etmişti. Erman sevgilisini sırtüstü yatırdı, ayak parmaklarından başlayarak yukarıya doğru ilerledi. Sırasıyla, ayaklarını, bacaklarının neredeyse her santimetrekaresini öperek, yalayarak aşk üçgenine doğru yöneldi.

Ayça nefes nefese kalmıştı. Onu iyice heyecanlandırmak isteyen Erman, aşk üçgenini pas geçti ve göbek deliğini, karnını öptü, yaladı. Daha önce avuçlarında tüm sıcaklıklarını, yumuşaklıklarını, harika kıvrımlarını hissettiği göğüsleri yeniden kavradı. İki eliyle sıkıca yanlardan bastırdı ve dilini iki meme ucu arasında fırça gibi kullanarak uzun uzun yaladı. Bir bebek gibi uçlarını sırayla ağzına aldı ve emdi.

Ayça’nın inlemeleri dışarıdan duyulacak kadar artmıştı. Biraz da onu susturmak amacıyla, Erman dudaklarıyla Ayça’nın ağzını örttü. Altında yatan bu nefis kadını iştahla öptü. İki sevgilinin dilleri zevkle ve arzuyla dansettiler. Erman, Ayça’nın yüzünün her noktasının tadına baktı; burnunu, kulak memelerini yaladı, emdi, Ayça’yı öpüşmekten dudakları çatlayana kadar öptü, öptü, öptü…

Sonunda Erman’ın penisi yeniden sertleşmeye başlamıştı. Ayça’yla yeniden birleşmek istiyor ama tam sertleşemediği için bundan kaçınıyordu. Zevkten çılgına dönen ve Erman’ın penisini içinde isteyen Ayça, yavaşça erkeğin altından kalktı, üste çıktı ve tüm hünerini kullanarak yarı-sert penisi emmeye başladı.

Erman’ın penisi gitgide ağzında büyümeye, pıtpıt atmaya başlamıştı. Bunun üzerine penisi ağzından çıkaran Ayça, biraz daha aşağılara yöneldi ve Erman’ın arka deliğini diliyle uyarmaya başladı. Daha önce başına böyle bir şey gelmemiş olan Erman bir an şaşırdıysa da kendini dayanılmaz bir zevk dalgasına kaptırmakta gecikmedi.

Ayça şimdi bir yandan Erman’ın arka deliğini ve taşaklarını emip-yalıyor, bir yandan da sağ eliyle şiddetle mastürbasyon yaptırıyordu. Bir süre sonra Erman’ın gerekli kıvama geldiğine karar verdi ve hızla doğrulup, bir hamlede yarattığı canavarın üzerine oturdu. İki sevgilinin gırtlaklarından şiddetli bir zevk iniltisi koptu. Müthiş bir tempoyla sevişmeye devam ettiler. Erman hem üzerindeki bu nefis vücudu, zıplarken özgürce salınan göğüsleri doya doya izliyor, hem de arada bir belini doğrultup onları küçük küçük ısırıyordu.

Bu kez Ayça beyninin zonkladığını, yaklaşmakta olan muhteşem orgazmı hissediyordu. Tempolarını hiç bozmadılar ve Ayça gözlerinden yaşlar gelerek orgazma ulaştı. Adeta dakikalar boyu süren bu orgazmın ardından minnettarlık duygularıyla Erman’a baktı ve ona bir hediye vermek ve büyük bir zevkle boşalmasını sağlamak istedi.

Boşalmak isteğiyle tutuşan Erman’ın yüzüne oturur pozisyona geçti ve arka deliğini yalattı. Sonra erkeğinin üzerine sırtüstü uzandı ve penisini yavaşça arka deliğine yerleştirdi. Erman hayatı boyunca bir kadına arkadan sahip olmamıştı ve heyecandan nefesini tuttu. Ayça yumuşak hareketlerle gidip gelmeye, adeta Erman’ın penisini sağmaya başladı. Erman’ın zevkten gözleri kararıyordu; penisi kazık gibi olmuş, nabız gibi atarak Ayça’nın daracık ve sıcacık arka deliğine gömülmüş, durmaksızın pompalıyordu.

“Hayatta ne zevkler varmış bilmediğim”, diye düşünüyordu. Çok geçmeden taşaklarından yükselen sperm dalgasını hissetti. Kendini tutamadı ve yüksek sesle inleyerek hepsini Ayça’nın içine boşalttı. Boşalma bittikten sonra bile Ayça hafif hafif gidip gelmeye, Erman’ın son sperm kırıntılarını sağmaya devam etti. Sonunda penisi arka deliğinden azat ettiğinde, koca bir sperm gölü Erman’ın göbeğine şıpır şıpır damlayarak boşaldı. Erman kendinden geçmiş, olanları izliyordu.

Ayça gayet kendinden emin bir şekilde eğildi ve dilini bu sperm gölüne daldırdı. Erman gözlerine inanamıyor, ne düşüneceğini bilmiyordu. Birkaç gün önce birlikte iş konuştukları, güzelliğini her zaman takdir ettiği ama bir ilişkiye gireceklerine hiç ihtimal vermediği Ayça, bir tastan süt içen bir kedi yavrusu gibi, göbeğinden spermlerini içiyordu. Ayça diliyle spermleri yayıyor, birazını Erman’ın göbek deliğine dolduruyor, sonra yine göbek deliğinden içiyordu. Böylece bir kaç dakika içinde kıvamını yitiren, şeffaf bir sıvı haline gelen ve soğuyan tüm spermleri yaladı yuttu. Bir damla bile kalmamacasına Erman’ın karnını temizledi.

Yüzünde kaltak bir ifadeyle erkeğinin üzerine uzandı ve onu tutkuyla öpmeye başladı. Erman itiraz etmedi. Tuhaf, alışılmadık bir zevk denizinde yüzüyordu ve kendini tamamen bırakmıştı. İki sevgili Ayça’nın ağzında kalan sperm artıklarını paylaştılar ve derin derin öpüştüler.

Bir süre sonra Erman’ın horultuları yükselmeye başlamıştı. Ayça yaşadıklarına kendisi de hala inanamıyordu. Sanki bir şey kafasındaki oto kontrolü tamamen kaldırmıştı. Sanki cinsel zevk eşiği düşmüştü. Kendini her erkekle sevişebilecek gibi hissediyor ve açıkçası bunu istiyordu da. Bunca yıllık kocasına sadık, namuslu Ayça gitmiş, yerine nemfomanyak bir fahişe gelmişti. Bu düşünceye gülümsemeden edemedi. Yapabileceklerini, olasılıkları düşündükçe heyecanlanıyordu.

“Dur bakalım Mirey hanım”, diye fısıldadı, “Seninle işimiz İstanbul’a dönünce başlıyor. Kimin kocasına el attığını göreceksin.”

Tatilin geri kalanı da iki sevgili için çok hareketli geçti. Bol bol yüzdüler, güneşlendiler, kumsalda keyif yaptılar. Hiç iş konuşmadılar. Geceleri çevredeki barlara, discolara gittiler, dans ettiler. Ve her fırsatta, daha doğrusu Erman’ın yeniden her hazır oluşunda seviştiler.

Odada, banyoda, kumsalda, denizde, uygun olan her yerde seviştiler. Akıllarına gelen her pozisyonu gerçekleştirdiler. İstanbul’a döndüklerinde eşlerine, bu sıcaklarda şehir dışında çalışmanın, iş hayatının ne kadar sıkıcı ve yorucu olduğunu kendilerini bolca acındırarak anlattılar.