Kocamın müşterileri.

18 Kasım 2018 0 Yazar:

Hiç hesapta olmayan bir halde yakalanmama, kocam neden olmuştu. Kapı açıldığında, salondaki geniş koltuğun üstüne yarı çıplak uzanmış, konusu erotizm yüklü bir roman okuyordum. Üzerimde elbise namına üzerime geçirdiğim kocamın geniş tişörtlerinden biri vardı ve belime kadar sıyrılmıştı. Kocamın içeri girmesini beklerken, okuduğum kitaptaki erotk sahnenin etkisiyle sulanıp kabarmış amıma parmağımı sokmuş, bir yandan heyecanla okuyor, bir yandan klitorisimi, kadınlığımın şişmiş dış dudaklarını okşuyordum.

Kapının açılma sesini duyduğumda sevinmiştim. adapazarı sınırsız escort Şimdi kocam yanıma gelecek ve ben kitapta okuduğum sahnenin aynısını onun üzerinde deneyecektim. Bacaklarım sonuna kadar açık kocamı beklerken, onun yanında üç kişiyle beraber salona girdiğini görünce yerimden fırladım hemen ama, bunu yapana kadar her yerimi görmüş olduklarından da emindim.

Aslında eteklerini çekiştirip durduğum üzerimdeki giysi de, ayakta dururken bile, vücudumun gereğinden çok daha fazla bölümünü adamların gözleri önüne seriyordu. Bu da hazırlıksız yakalanmamın sonucuydu tabii. adapazarı otele gelen escort Kimseyi beklemediğim için, her zaman yaptığım gibi, kocamın t-shirtlerinden birini geçirmiştim çıplak vücuduma.

İnce ve beyaz pamuklu kumaşın, tüm bolluğuna rağmen, vücudumun olmadık yerlerine yapıştığının ve son derece seksi bir görünüm verdiğinin farkındaydım. Eteğim, ancak kalçalarımı kapatabiliyordu. Ayaklarım da çıplaktı.

İşte bu yüzden, kocamın yanındaki üç adam şimdi gözlerini bana dikmiş, tepeden tırnağa inceliyorlardı. Öyle konuşmadan geçen birkaç saniyelik süre içinde, ben de adamları inceleyecek zaman bulmuştum. Zaten daha ilk anda, üçünün de Türk olmadığını anlamıştım. İkisi genç, biri orta yaşlıydı. Ortak yanları, hepsinin adapazarı escort kızlar tenlerinin iyice esmer, saçlarının siyah ve kıvırcık oluşuydu. Orta yaşlı olanın, şakakları hafifçe kırlaşmıştı yalnızca. Buna karşılık, üçünün de vücutları sırım gibi adeleliydi. Tek kelimeyle özetlemek gerekirse, hepsi yakışıklıydılar.

Birden oluşan elektrik dolu havayı, kocam bozdu ve hiç bir şey olmamış, sokakta karşılaşmışız gibi adamları tanıştırmaya başladı. İki gencin adı Hasan ve Abdul, orta yaşlınınki ise Ben’di. Üçü de Faslıydılar ve anladığım kadarıyla, kocam onlarla ortak bir iş çevirmeye girişmişti.

Onları salona alıp giyinmeye gidene kadar kocamın tişörtünün açıkta bıraktığı her santimimi gözleriyle yiyip bitirdi adamlar… Yatak odasında gardrobun aynasından kendime baktığımda “adamlar sikecek gibi bakmakta haklı” diye düşündüm memnuniyetle… Aynada şuh, seksi bir kadın vardı.

Kocamın büyük gelen tişörtü göğüslerimde neredeyse uçları görünecek kadar geniş bir dekolte oluşturmuştu. Memelerimin uçları kabarmış, kenarlarındaki pütürler bile belli oluyordu. Aşağıdaysa tişörtün etekleri kasıklarımın bir karış altına uzanıyor, uzun ince bacaklarımın güzelliğini meydana çıkarıyordu.

Gardrobu açıp giyecek bir şey baktım. İlk elime gelen elbiseyi alıp üstüme geçirdim. Aslında bunun da az önceki tişörtten farkı sadece daha ince ve dar olmasıydı. Siyah ipek elbisenin ip şeklindeki askıları omuzlarımı ve memelerimin yarısını örtüyordu anca… O kadar inceydi ki kumaşı, sütyensiz dik memelerim ve altımdaki varla yok arası g-string külot belli oluyordu. Ve elbisem dümdüz karnımdan inip aşağıda, yuvarlak kalçalarımın bir karış altında bitiyordu. Çıplak bacaklarıma parlak incecik siyah jartiyer çoraplarımı geçirdim. Siyah topuklu terliklerimi de ayağıma geçirdiğimde tamam olmuştum. İçeriye gidebilirdim şimdi…

Faslıların üçü yanyana, geniş divanın üstüne oturmuşlardı. Kocam da, yana düşen tek koltukta oturmuş, daha ilk andan itibaren telefonu eline almıştı. Durmadan telefon ediyor, birilerini arıyor, birşeyler konuşuyordu. Adamlara tekrar hoşgeldiniz diyerek ellerini sıktım. Divanın karşısına düşen tek koltuğa geçip oturdum. Biraz da olup bitenlerden kopuk kalmış bir halde onları izliyordum. Bu arada, kocam beni biraz aydınlatmak gereğini duymuş olmalıydı, iki telefon arasında,

– “Adamlar çok büyük miktarda havlu ve bornoz almak istiyorlar aşkım.” dedi. “Kimseye kaptırmadan bu işi ben bitirmek istiyorum. Bu yüzden de acele ediyorum.”

Faslı’ların kendi dilleriyle biraz Fransızca’dan başka dil bilmedikleri de, bu arada ortaya çıkmıştı. Kocamın telefondaki konuşmalarını anlamadıkları için ilgilenmiyorlardı bile. Bunun yerine, tüm dikkatlerini bana vermişlerdi. Pek de haksız sayılmazlardı hani. Tam karşılarında oturuyordum. Üst üste attığım bacaklarım olduğu gibi meydandaydı. Adamların gözlerinin, yüksek ince topuklu terliklerimin önünden görünen kırmızı ojeli çıplak ayak parmaklarımdan saçlarıma kadar her yerimde gezindiğini farkediyordum. Giderek de, bundan hoşlanmaya başlamıştım.

Kalkıp mutfağa gittim ve kahve yapmaya başladım. Elimde tepsi geri döndüğümde, içeride hiç bir değişiklik olmamıştı. Kocam hala telefonla konuşuyordu. Elimdeki cezve ve boş fincanlarla dolu tepsiyi salonun ortasındaki alçacık, dekoratif sehpanın üzerine bırakıp tekli koltuğun ucuna iliştim. Sonra doldurduğum ilk fincanı, karşıdaki divanın sağ başında oturan Hasan’a uzattım. Bunu yaparken, aradaki mesafe nedeniyle iyice uzanmak zorunda kalmıştım.

Birden, adamların üçünün de gözlerinin alev alev yanmakta olduğunu farkettim. Altı göz birden, kasıklarımda kitlenmişti. Hafifçe gözlerimi indirip onların bakışlarını çekenin ne olduğunu anlamaya çalıştım. Zaten kısacık olan eteğim, ben kahve vermek için uzanıp eğilince iyice sıyrılmıştı, bacaklarım aralıktı ve bacaklarımın arası kasıklarıma kadar, minicik string küloduma kadar görünüyordu.

Ki o minicik külodun da ıslak kadınlığımın dudakları arasında kaybolduğunu adım gibi biliyordum. Yani yok farzedebilirdim onu. Aslında hemen toplanıp kalkmam, en azından verdiğim frikiği bir şekilde kapatmam gerekiyordu ama, sanki bir şey bana engel oluyordu, çivilenip kalmıştım.

Faslılar’ın bakışlarının amımı yaktığını hissediyordum. Elimde olmadan bacaklarımı biraz daha araladım. Sonra da, pozisyonumu değiştirmeden, diğer fincanlara da kahve doldurmaya başladım. İnadına ağırdan alıyordum. Adamların her şeyimi görmelerini istiyormuş gibiydim sanki. Sonunda, fincanları onlara uzatmaya başladığımda, birden daha da heyecanlandım. Üçünün de pantolonlarının önünde, kolaylıkla fark edilebilecek kabarıklıklar meydana gelmişti.

İkram bitince, kendi fincanımı alıp koltuğa normal şekilde oturdum. Kahvemi içerken, vücudumun ateş gibi yanmaya başladığını fark ettim. Önce karnımın içinde başlamıştı yanma… Sonra biraz aşağıya, kasıklarıma inmiş, sonunda da, tüm vücuduma yayılmıştı. Son derece tahrik olduğumu, içimi güçlü bir sikilme isteğinin kapladığını hissediyordum. Gelsinler, beni kucaklarına alsınlar, sikilmek için yanan amımı, her yerimi okşasınlar istiyordum.

Göz ucuyla kocama baktım. Hala telefonla konuşuyordu ve olup bitenlerin farkında olmadığı belliydi. Kahvemi bitirip, fincanı sehpadaki tepsinin içine koydum ve yeniden arkama yaslandım. Artık bacak bacak üstüne atmaktan vazgeçmiştim. Onun yerine, bacaklarım hafifçe aralık oturuyordum Faslılar’ın karşısında.

Yine üçünün de gözleri üzerimdeydi ve artık, bundan tanımlanamaz bir haz almaya başlamıştım. Sanki kontrolümü elimden kaçırmış gibiydim. Bakışlardan tahrik oldukça, bacaklarım biraz daha aralanıyordu. Sonunda, yine amımı göstermeye başladım adamlara. Üstelik şimdi, şişmiş ve sulanmıştı da amım. Acaba bunu farkedebiliyorlar mıydı?

Faslılar’ın aralarında bir şeyler konuştuğunu duyuyordum ama, konunun kendim olabileceğinden başka bir tahmin yürütemiyordum. Artık yalnızca ayak parmaklarımın uçları değiyordu yere. Dizlerim, elinde değilmiş gibi hareket etmeye, ritmik hareketlerle hafif hafif açılıp kapanmaya başlamıştı. İşin sonunun nereye varacağını bilmiyor, düşünmek de istemiyordum. O andaki durumdan zevk alıyordum ve bundan şikayetçi değildim.

Adamları da mahvetmiştim. İçlerinde en kötü durumda olan, sol başta oturan Abdul’dü. Kalkıp pantolonun önünü çadır gibi kabartmış olan sikini saklayabilmek için sürekli çaba harcıyor, öne doğru eğilip, dirseklerini dizlerine dayıyordu. Diğerlerinin durumu da pek farklı değildi.

Bütün bunları görmek de, ayrıca tahrik edici geliyordu bana. Memelerimin uçları da sertleşmiş, ince kumaşın altından birer düğme gibi görünmeye başlamışlardı. Kendimi olup bitenlere öylesine kaptırmıştım ki, kocam yerinden kalkıp içeriye giderken, bana yanına gelmemi işaret ettiğinde canım sıkıldı. Ama herhalde söyleyeceği şeyler vardı kocamın.

Yerimden kalkarken eteğimi biraz daha açmaya dikkat ettim. Sonra beni dikkatle süzen üç çift gözü üstümde hissederek, ince ipek elbisemin eteklerini uçura uçura, yüksek topuklarımın üstünde kalçalarımı sallaya sallaya içeriye, kocamın yanına gittim.

– “Benim Bursa’ya gitmem lazım.” diyordu kocam. “Orada birini buldum ve eğer anlaşabilirsek, bu iş tamam demektir. Ama önce gidip tek başıma konuşmam lazım onlarla. Bunların malı görmeleri için birkaç kilo numune gibi bir şeyler getirip göstermem lazım. Yol gidiş-geliş 4 saat sürer. En az 3 saat de orada kalırım. Şimdi saat 5. Yani gece 12’de filan dönmüş olurum. Şimdi sen bu Faslılar’ı oyalamaya bak biraz. Sakın bir yere kaçmasınlar e mi?”

İşte bunu hiç beklemiyordum. Baştan beri adamların çekip gideceğini ve kocamla yalnız kalacağımı varsaymıştım ve şimdi tam tersi bir durum çıkıyordu ortaya. Bu kadar zamandır tahrik olup durmuştum. Adamlar gidince kocamla sikişmek istiyordu canım.

Şimdi hem bunu yapamayacaktım hem de o kadar bacaklarımı, amımı, kabaran memelerimi, kısaca açabileceğim nerem varsa hepsini göstere göstere tahrik ettiğim adamlarla evde yalnız kalacaktım. İşte bunu yemiyordu gözüm. Onları baştan çıkarmak için şimdiye kadar elimden gelen her çılgınlığı yapmıştım.

– “Yani beni bunlarla yalnız mı bırakacaksın?” dedim kocama.

– “Ne var ki bunda?”

– “Ne var diye soruyorsun. Elin çam yarması araplarıyla karını evde bırakıp gidiyorsun.”

– “Eee?”

– “Ne eee? Sikerler diye korkmuyor musun? Nasıl yiyecek gibi bana baktıklarını görmedin mi?”

– “Ya tatlım, biliyorum, biraz alışılmadık bir durum… Senin gibi seksi orospuyu bu adamlarla yalnız bırakmamam gerek… Ama ne olmuş? Biraz baktılar işte. Yemediler ya… Ben gelene kadar biraz daha bakarlar, işte o kadar. Ayrıca işime de gelir yani. Böylece işi kaçırmamış olurum.”

Sonra tekrar salona döndü kocam. Peşinden gittiğinde onu, Ben’le konuşurken buldum. Faslılar, kocamın anlattıklarını dinleyip, bir süre kendi aralarında konuştular, sonunda yaşlı Ben başını sallayarak onay verdi kocama. Yanından geçerken, kıçıma hafif bir şaplak atıp kapıya yürüdü kocam. Dışarı çıkmadan da dönüp;

– “Hadi ben gidiyorum.” dedi. “Bırak biraz daha seyretsinler seni. Böylece zaman daha çabuk geçer. Olacağını zannetmiyorum ama, çok olumsuz bir durum olursa cep telefonun elinin altında dursun. Hem… Hem ayrıca gördüğüm kadarıyla, senin de hoşuna gidiyor. Adamların karşısında nasıl oturduğunu ben de gördüm. Göstermediğin yerin kalmadı gibi…” Güldüm ben de… Cilvelenip kocama sarıldım.

– “Demek fark ettin kocacım? Ne yapayım, sen adamları habersiz getirince, nasıl olsa o halimle gördüler deyip devam ettim ben de… Kızmadın ya?”

– “Merak etme sevgilim… Kızmak ne demek? Adamlardan bir sürü para kazanmak üzereyim. Benim güzel karıma biraz bakmalarından ne çıkar ki? Hadi ben gidiyorum. Konuştuğumuz gibi karıcım… Adamları ben gelene kadar oyala… İkramda kusur etme. Yedir, içir. Nasıl oyalayacağın sana kalmış. İster otur konuş, ister teşhir oyununa devam et. ”

Sonra dışarı çıkıp, kapıyı arkasından kapadı. Bir anda, Faslılar’la başbaşa kalıvermiştim. İnanamıyordum. Pezevenk kocam, çok paranın kokusunu alınca beni bu azgın heriflerin yanında bırakıp gidivermişti. Ne olup biteceğini bilememenin getirdiği huzursuzluk ve hafif bir korku kaplamıştı içimi. Ama yüzümü Faslılar’a dönüp, üzerimde sabitleşmiş üç çift gözle tekrar karşılaşınca, işler değişti.

Gerçekten de “siker gibi” bakıyordu adamlar. Biraz zaman kazanabilmek için, yeniden mutfağa gittim ve viski bardaklarıyla buz kovasını hazırlamaya koyuldum. Biraz alkolün hiç de fena olmayacağını düşünüyordum.

Tekrar salona döndüğümde, Faslılar’ın üçüne de viskilerini verdim ve bir elimde iyice doldurduğum viski bardağı, geçip tekrar koltuğa oturdum.

Şimdi oldukça ilginç bir durum çıkmıştı ortaya. Bir tarafta ben, öbür tarafta yanyana sıralanmış üç Faslı, karşılıklı oturuyorduk. Herkeste dil zorluğu vardı ve bu nedenle aramızda bir diyalog da yoktu. Bunun yerine elektrik ve seks yüklü yıldırımlar uçuşuyordu havada. Kocam gittiğinden beri, daha da belirginleşmişti bu durum.

Kendimi, bir seks kulübünün sahnesinde, müşterilerin aç bakışları önünde oturuyormuş gibi hissetmeye başlamıştım. İşin garibi, bu son derece hoşuma gidiyordu. Kocam gittiğinde duyduğum huzursuzluk artık iyice kaybolmuş, yerini yeni bir iç gıcıklanması almıştı.

Elimdeki viski bardağının neredeyse yarısını, bir dikişte içiverdim. Alkolün her zaman olduğu gibi beni azgınlaştıracağını biliyordum gerçi ama, zaten bunu istiyordum da… Madem ki bu adamlarla başbaşa 7 saat geçirecektim, o zaman keyfini çıkarmalıydım.

Sonra yeniden koltuğun arkasına yaslandım ve Faslılar’ın değdiği yeri sanki yakan bakışları, ayak parmaklarımdan kasıklarıma kadar her yerimde gezinirken, düşünmeye başladım.

Ne olabilirdi ki, en çok? Faslılar dayanamayıp, sonunda sikmeye kalkarlar mıydı acaba? Acaba tek tek mi gelirlerdi üstüme, yoksa hepsi birden mi? Hepsi birden nasıl olacaktı ki? Şimdiye kadar hiç üç erkekle birden sikişmemiştim. Olabilecekleri gözümün önünden geçirmeyi denedim. Düşüncesi bile tahrik ediciydi doğrusu. Kimbilir nasıl sikerlerdi beni.

İçimi, tanımlanamaz bir sikilme isteğinin kapladığını hissediyordum. Viskimin geri kalanını da kafama dikip, bardağımı yere koydum ve uzanıp orta sehpanın üzerinde duran viski şişesini aldım. Bu arada bacaklarımı iyice aralamıştım tabii… Adamların yine amımı görebildiklerini farkediyor ve bundan giderek artan bir zevk alıyordum.

Sonra Abdül’ün de viskisini bitirmiş olduğunu görüp onun bardağını almak üzere uzandım. Parmaklarımız bir an için birbirine dokunmuş ve bu üzerimde elektrik çarpmasına benzer bir etki yaratmıştı. Kendi viski bardağımı yere, ayaklarımın dibine koyup Abdül’ün bardağını da doldurdum ve tekrar ona uzattım.

Yine dizlerim iyice aralanmış, amım ortaya çıkmıştı. Gözlerimi, Faslı’nın gözlerine dikmiştim. Ama o, aşağıya, doğrudan amıma bakıyordu büyülenmiş gibi. Aynı anda ayağım çarpıp, viskimi deviriverdim.

Mutfağa, halıyı silebileceğim bir bez almaya giderken “bu aptal kazanın işi böldüğünü” düşünüp kızıyordum ama, geri dönerken bir şeytanlık geliverdi aklıma. Nedense bir tutukluk vardı Faslılarda. Onları bundan kurtarmam gerekiyordu anlaşılan. Sikişmek dururken, karşılıklı aptal aptal oturup, her an daha çok tahrik olmanın ne gereği vardı ki. Artık öldürücü darbeyi vurmanın zamanıydı galiba. Adamlara öyle bir şey göstermeliydim ki, ne istediğini açıkça anlasınlar.

Elimdeki bezle, Faslılar’ın tam önünde ve arkam onlara dönük olarak, halıya diz çöktüm. Sonra öne eğilip, silmeye başladım. Bakmıyordum bile arkaya. Ama meydana gelen sessizlikten, onların canına okuduğumun da farkındaydım.

Koltukta otururken hep amımı göstermiştim onlara. Şimdi ise, vücudumun en güzel yerlerinden birini, götümü seyrettiriyordum. Eteğimin, neredeyse belime kadar sıyrıldığının farkındaydım. Kalçalarım, olduğu gibi meydandaydılar.

Faslılar’ın gözlerinin, g-string külodun saklayamadığı, artık iyice sulanıp şişmiş olan amımda, hemen onun üzerinden göz kırpıp duran götümün deliğinde çılgın gibi dolaştığını neredeyse hissediyordum. Aralarında hızlı hızlı bir şeyler konuştuklarını duyuyor, hiç acele etmeden kalçalarımı iki yana sallaya sallaya halıyı silmeye devam ediyor ve bekliyordum. Belki de, adamlardan daha çok ben heyecanlanmış, ben tahrik olmuştum. Öylece kendimi onlara seyrettirirken, belim gelebilirdi.

Arkamdaki hareketlenmeyi fark ettiğimde gerçi bunu belli etmedim ama, heyecanım da son kertesine çıktı. Artık isteğimin gerçekleşmek üzere olduğunun farkındaydım.

Birden iki pençe gibi el, kıçımın yuvarlaklarını avuçlayıp birbirinden ayırıverdi. Aynı anda da, alev alev yanan bir sikin amımın dudaklarına değdiğini hissedip titredim. Sonra kıçımı biraz daha havaya kaldırıp, iyice öne eğildim ve beklemeye başladım.

Tek bir hareketle, külodumu pençeleriyle tutup kopardı ve heyecanla, titreye titreye bekleyen amıma sikini dibine kadar bir anda soktu arkamdaki Faslı. Neredeyse çığlığa benzeyen bir inlemeyle koyverdim kendimi. Amım bir anda dolmuştu. Kocaman bir şey olmalıydı Faslının siki. Birden belim gelmeye başladı. Gözlerimi kapayıp, kendimi artık amıma girip çıkmaya başlayan sike bıraktım.

Arkamdakinin kim olduğunun, beni kimin siktiğinin bile farkında değildim. Üç Faslıdan biriydi işte. O anda önemi olan tek şey sikilmekti ve adam gerçekten güzel sikiyordu beni. Az önce kalçalarımı avuçlayan eller şimdi belime kaymış, iki yanından sımsıkı tutmuştu. Sik içimden çıkarken, sanki tüm iç organlarım da dışarı çekiliyormuş gibi bir duyguya kapılıyordum. Sonra birden yeniden, dibine kadar giriyordu ve beynimde şimşekler çakmasına neden oluyordu. Tekrar boşalmaya başladım.

Adam boşalmama rağmen, hala sikmeyi sürdürüyordu. Gözlerimi aralayıp, aşağıdan kasıklarıma doğru baktım. Görebildiklerim, koyu renkli bir çift kıllı bacak ve Faslı’nın torba gibi sarkan, hareket ettikçe sallanan ve her geçirişinde amımın kıllarına yapışan kocaman taşakları oldu. Yalnızca taşakları seyretmek bile, son derece tahrik ediciydi. Yeniden belimi gelebilirdi her an. Elimi uzatıp, adamın taşaklarını avuçladım. Vücudu birden kasılıverdi Faslı’nın. Aynı anda amımda yangın çıkmış gibi oldu. Birbiri ardına içimde fışkıran yakıcı bel dalgalarını hissetttiğim anda, ben de orgazm olmaya başladım. Küçük titremelerle, halının üstüne yığıldım.

Kendime gelmeye başladığımda, çeşitli eller dolaşıyordu üstümde. Memelerim, bacaklarım, kalçalarım okşanıyordu. Hafif dönüp gözlerimi açtım ve kendimi, Ben’le Hasan’ın arasında yatıyor buldum. İkisi de çıplaktı. Sonra, tıpkı onlar gibi çıplak olan Abdul’ün divanın üstünde otuduğunu ve viskisini yudumladığını farkettim. Demek ki onu bu kadar güzel siken Abdul olmuştu. Bu arada Ben, tuttuğu gibi üstümdeki tek giysiyi de yırtarcasına çıkarttı. Artık dördümüz de çırılçıplaktık.

Dört elin birden her yerini mıncıklamasına kendini bırakmış, iki yanımdaki Faslılar’ı inceliyordum şimdi. Ben, Hasan’dan en az yirmi yaş büyük olmalıydı ama, vücudunda hiç bir sarkma belirtisi görünmüyordu. Aksine, sırım gibi adaleliydi. Siki de alabildiğine uzun ve tüm vücudu gibi, zeytin rengiydi. Bir yay gibi, göbeğine doğru kıvrılmış duruyordu. Başı kocamandı. Hasan’ın siki de en az Ben’inki kadar uzun olduğu gibi, üstelik çok daha kalındı.

Ellerimi iki yanıma uzatıp, sikleri sımsıkı kavradım. İkisi de ateş gibi yanıyordu sanki. Bu arada Hasan memelerimi yalamaya başlamış, Ben de kocaman açtığı ağzını dudaklarıma yapıştırıp emmeye girişmişti. Aralarında eridiğimi hissediyordum. Sonra Ben, amımı da okşamaya başladı. Alabildiğine açık, alabildiğine sırılsıklamdı amım. Faslı’nın parmağı, bir anda içime kayıvermiş, beynime küçük elektirik dalgaları göndermeye başlamıştı. Kalçalarımı oynatıyor, belim kıvrılıp, bükülüyordu.

Sağ memem Hasan’ın bir vantuz gibi emen ağzının içinde, neredeyse kaybolmuştu. Dudaklarım, Ben’in ağzının içinde dolaşan dilini sımsıkı sardı ve deli gibi emmeye başladım. Tıpkı bir siki emer gibi emiyordum adamın dilini. O kadar güzeldi ki. Bir taraftan da iki elimdeki sikleri okşuyordum. O korkunç zevk kasırgasının yine yükselmeye başladığını hissettim. Hele Ben’in amıma girip çıkan, klitorisimi bastıra bastıra okşayan kalın parmağına ikinci parmağını ilave edişi, sokup çıkarırken aynı anda arka deliğimi de okşamaya başlaması delirtti beni. Tekrar sarsılmaya, boşalmaya başladım.

Sonra bir anda kendimi Ben’in önünde domalmış buluverdim. Amımın dibine kadar geçiriverdi Faslı. Kalçalarım, artık bir dansözünki gibi dalgalanmaya başlamıştı. Sanki adamın sikini içimde kırmak, dibinden koparıp almak istiyormuş gibiydim. Hasan da önüme gelmiş, dizlerinin üstünde doğrulmuştu. Koca sikini dibinden tutmuş, gözümün önünde sallıyor, zaman zaman gözlerime, burnuma, yanaklarıma hafif hafif vuruyordu. Ağzımı açıp bekledim. Genç Faslı sikinin başını dudaklarımın arasına soktuğunda da, hırsla emmeye başladım. Gerçek bir siki emmek, çok daha güzeldi.

Ben, artık sikini sokup çıkarmaya başlamıştı. Önceleri yavaştı hareketleri ama, giderek hızlanmış, sonunda tıpkı bir piston gibi sikmeye başlamıştı. Hasan da, sikini ağzıma sokup çıkarıyor, neredeyse aynı hırsla beni ağzımdan sikiyordu şimdi. İki sikin arasında mahvolmuştum. Tüm benliğimle sikilmenin zevkine varıyordum.

Sonra Ben götümle oynamaya başladı. Daha parmağın ilk dokunuşunu hissettiğim anda zevkten çıldırdım. Faslı, kalın parmağını arka deliğime sokuverdi yavaşça. Delirecektim neredeyse. Kalçalarımı amımdaki sikle, götümdeki parmağın üstüne deli gibi bastırıyordum. Hasan da, ağzımı sikmeyi sürdürüyordu bu arada. Hareketleri de daha da hızlanmıştı şimdi. Çok geçmeden belini getireceği belliydi. Bir taraftan da buna hazırlamaya çalışıyordum kendini. Genç Faslı’nın belini, ağzımın en dibine, gırtlağıma fışkırtmasını bekliyor, bir damlasını bile kaçırmadan hepsini yalayıp yutmak istiyordum.

Bu arada Ben’in hareketleri de iyice hızlanmıştı. Onun da belini getirmek üzere olduğunu anlıyor, dikkatimi ne tarafa vereceğimi bilemiyordum. İlk patlayan Ben oldu. Rahmimin ağzında fışkıran ilk salvoyu hissetiğim zaman, bütün vücudum titremeye, dalgalanmaya başladı. Sanki karnımın derinliklerinde bir dinamit patlamış gibiydi. Sonra da Hasan giriverdi devreye ve tohumlarını ağzıma boşaltmaya başladı. Daha da hırsla emmeye başladım o zaman Faslı’nın sikini. Yarı baygın yığılıp kalana kadar da emdim, emdim, emdim…

Şimdi hepimiz halının üstünde, daire şeklinde oturmuştuk. Herkes çıplaktı. Faslılar yeniden doldurdukları bardaklardan viskilerini yudumluyorlardı.

Halimden memnundum. Kocam gideli daha 2 saat olmuştu ve bu hesaba göre, önümüzde daha beş saat zaman vardı. Gerçi hala tam bir diyalog yoktu adamlarla aramızda ama, yaşadıklarım, olaya bambaşka bir hava getirmişti artık. İlk baştaki o “ne olacağını bilememenin getirdiği” gerilim de, tümüyle eriyip gitmişti.

Buna karşılık kadınlığım yine yanmaya başlamıştı. Canım, yeniden sikilmek istiyordu. Ama artık bunun için numara yapmama, Faslılar’ı baştan çıkaracak yeni şeyler bulmama gerek kalmamıştı. Elimi uzatıp amımı okşamaya başladım. Kelimenin tam anlamıyla vıcık vıcıktı amım. Faslılar’ın belleri kendi am sularıma karışmış ve sadece amımı değil, tüm kasıklarımı sırılsıklam ve kaygan bir hale getirmişti.

Birden yeni bir sessizlik oluşmuştu hepimizde. Elimi uzatıp, yanımda oturan Ben’in sikini tuttuğumda, yeniden taş gibi sertleşmiş buldum onu. Parmaklarımı çevresine dolayıp, sıvazladım bir kaç kez. Sonra Ben elini getirip, kıçımın altına soktu. Kıpır kıpır parmakları bir anda amıma ulaşıp, kendi parmaklarımın yerini aldılar. Sonra Faslı’nın orta parmağı biraz daha aşağıya inip, bir anda götümün deliğine giriverdi.

Aklım başımdan gitmişti yeniden. Götümle oynanmasından, içime böyle parmak sokulmasından ve sikilmekten her zaman zevk almıştım. Vücudumu hafifçe yana eğip, Ben’in eline daha büyük bir özgürlük verdim. Sonra da, Faslı’nın götüme girip çıkan parmağının tadını çıkarmaya başladım. Diğer ikisiyle ilgilenmiyordum bile. O anda benim için, bir götümdeki parmak vardı, bir de elimde sımsıkı tutup sıvazlamayı sürdürdüğüm Faslı siki. Artık biliyordum ki, bir süre sonra götümdeki parmak çıkacak, onun yerini elindeki sik alacaktı.

Bunun düşüncesi bile çıldırtıcıydı doğrusu. Faslılar’ın arasında götümü korkmadan tek verebileceğim de Ben’di zaten. Gerçi onun da siki çok uzundu ama, hiç değilse öbür ikisininkine oranla inceydi biraz. Küçük götüm onu bile almakta zorlanabilirdi. Herhalde Ben de farkındaydı bunun. Hiç acele etmiyor, yalnızca parmağını içime sokup çıkararak, kanımın iyice kaynamasına, götümü siktirmek için duyduğum isteğin büyümesine neden oluyordu şimdilik. Her geçen an götüm biraz daha açılıyor, biraz daha gevşiyor, içine girecek koca Faslı sikine biraz daha hazır hale geliyordu.

Gözlerimi kaldırıp Abdul’le Hasan’a baktım. İkisinin de gözleri ateş gibi yanıyordu. Kıpırdamadan bizi seyretmekteydiler. İkisinin de siki kazık gibi olmuştu tekrar. Kocaman, kapkara ve alabildiğine kalın iki sik olarak göründüler gözüme. Tanrım, Ben’in parmağı da o kadar güzeldi ki. Biraz daha devam ederse, belimi getireceğinin farkındaydım. Zevkten çıldırabilirdi. Elimle Faslı’nın sikini, daha da sıkı kavramıştım şimdi. Parmaklarım durmadan hareket ediyor, bir taş kadar sert ama aynı zamanda da bir kadife gibi yumuşak sikin en dibinden şişmiş başına kadar, her yerinde geziniyordum.

Birden vücudum sarsılmaya başladı. Götüm, Ben’in içimdeki parmağını iyice sıkıştırdı. Belim geliyordu. Faslı beni kalçalarımdan tutup kucağına çektiği zaman, daha tam kendimi toplayamamıştım bile.

Faslı’nın sikinin götümün deliğine dayandığını hissediyor, içim gidiyordu. Ayaklarımı onun bacaklarının iki yanında yere dayayıp kendimi dengelemeye çalıştı. O upuzun sikin başı, yarıyarıya içime kaymıştı bile. Gözlerimi kapayıp başımı öne eğdim, ellerimi Ben’in dizlerine dayadım ve oturmaya başladım.

Yavaş yavaş ve dayanılmaz bir zevk vererek içime giriyordu Faslı’nın siki. Götüm gittikçe açılıyor, şimdiye kadar içime giren bu en büyük siki sonuna kadar alabilmek için acele ediyordu. Sonunda kalçalarım Ben’in kasıklarına yapıştı. İçimin neredeyse göbeğime kadar sikle dolduğunu hissediyordum. Ağzımdan küçük çığlıklar kaçırarak, yeniden belimi getirdim.

Vücudumun kasılmaları, titremeleri biter bitmez, kalçalarım hareketlendiler. Şimdi, ellerimle ayak parmaklarımın üzerinde dengelenmiş, götümdeki sikin üstünde çılgın bir dansa başlamıştım sanki. Yukarı aşağı, sağa sola, ileri geri, her yöne hareket ediyordu kalçalarım… Götüm Faslı’nın sikini sımsıkı kavramış, adeta sağıyordu. Gözlerim hala kapalıydı. Zevkten kendimi kaybetmiştim sanki. Kalçalarımı her yukarı kaldırışımda, o upuzun sik nededeyse ucuna kadar çıkıyordu götümden… Sonra hırsla geri oturuyor, yeniden köküne kadar içime alıyordum.

Birden dudaklarıma alev gibi yakan bir şeylerin dokunduğu hissedip, gözlerimi açtım. Abdul ve Hasan, iki yandan gelip önümde ayakta durmuşlardı. Kapkara, koskocaman sikleri neredeyse birbirine değiyor, hemen gözlerimin önünde başdöndürücü bir manzara yaratıyordu. Ağzımı aralayıp dilimi dışarıya çıkardım ve gözümün önündeki siklerin, o mantar gibi şişip morarmış başlarını yaladım. Sonra da değiştire değiştire emmeye başladım Faslı siklerini.

Artık uçmuş gibiydim. Bir çok “ilk”i birarada yaşıyordum. İlk kez üç erkekle birlikteydim. İlk kez iki siki birden emiyordum ve bu kadar büyüklerini de şimdiye kadar emmeyi, sikilmeyi bırak, görmemiştim bile… İlk kez Ben’inki kadar büyük bir sik girmişti götüme. Biraz sonra olabileceklerin de farkındaydım ve bunu düşünmek bile çıldırtıcıydı. Yeniden, kaçıncı olduğunu hatırlamadığım orgazmlardan birine sürükleniyordum yine… Titriyor, kasılıyor, amımın zevk suları işer gibi fışkrıyordu…

Sonra Hasan omuzlarımdan tutup hafifçe geriye doğru itti beni… Ellerim şimdi arkasında, Ben’in omuzları hizesında yere dayanmıştı. Bacaklarım alabildiğine açık, Faslı’nın siki dibine kadar götümdeydi. Amım, açık bir ağız gibi duruyordu. Zevkten buğulanmış gözlerle, Hasan’ın bacaklarımın arasına girdiğini gördüm. O kocaman sik amımın dudaklarının arasına girdiğinde, elektrik çarpmış gibi titredi tüm vücudum…

Sonra tek bir harekette, dibine kadar soktu Faslı. Beynimde şimşekler çaktı bir anda. Neredeyse aynı anda Abdul de girdi devreye. Yandan sokulup başını çevirmiş ve sikini ağzıma sokuvermişti bir anda. Şimdi Faslılar’ın üçü birden hareket halindeydiler. Üçü birden sikiyorlardı beni. Aynı anda amımdan, götümden, ağzımdan sikiliyordum.

Çılgın bir şeydi bu. Kendimi tutamıyor, Faslı sikleri içime girip çıkarken, peşpeşe belimi getiriyordum artık. Bulutların üstüne çıkmış gibiydim. Kelimenin tam anlamıyla vermiştim kendimi Faslılar’a. İstedikleri gibi, istedikleri şekilde, engelsiz, sınırsız, hırsla sikiyorlardı beni. Amımda ve götümdeki sikler, sanki birbirine karışmış gibiydi. Piston gibi girip çıkıyorlardı. Karnımın içinde sanki bir alev yumağı oluşmuştu. Üçüncü Faslı da, ağzını sikiyordu aynı hırsla.

Çevre ve zaman tümüyle anlamlarını yitirmiştiler artık. Tüm evren, merkezinde ben, çevresinde de üç Faslı’nın bulunduğu minik bir noktaya dönüşmüştü. Üç ayrı yerimden vücuduma girip çıkan üç sik de, bu evrenin enerjisini oluşturuyordu.

Yarıyarıya kendimden geçmiştim. Belimin gelmesi artık durmuyordu bile. Sürekli, hiç ara vermeksizin zevkin zirvesinde, o tepe noktadaydım. Sonra Faslılar da, birer birer oraya ulaşmaya başladılar. Götüme, amıma, ağzıma fışkıran beller, sel dalgaları gibi beni önlerine katıp, tatlı bir baygınlığa sürüklediler.

Duşun başlığından vuran ılık suyun tazyiki beni kendime getirdi. Üç sikicim beni aralarına almışlar, kollarıma girerek beni ayakta yıkamaya, kendime getirmeye çalışıyorlardı. Şampuanlar, köpükler çıplak vücutlarımızdan süzülüyordu. Köpüklerin okşarcasına kayıp gitmesinin yanında, zebellahlarımın beni okşayan elleri, vücudumu saran kaslı kolları bacaklarının teması da ayrı bir zevk kaynağıydı. Konuşacak halim bile yoktu. Sadece kedi gibi mırıldanarak kıvranıyordum aralarında…

Banyodan çıkarıp kuruladılar, salona getirip uzun koltuğa yatırdılar. Kocamın dönüş saatine az bir zaman kalmıştı. Kendileri giyindiler, üstümden çıkardıkları elbiseyi de bana tekrar giydirdiler. Yattığım yerde yine altı el vücudumun her tarafımda dolaşmaya başlamıştı. Yaşlı Ben, başımı kucağına yatırıp pantolonunun fermuarından çıkardığı sikini ağzıma verdi. Onu yalayıp emerken, gençlerden biri bacaklarımı aralayıp amımı pütürlü, koca diliyle yalıyordu. Diğeriyse elbisemin yakasından çekiştirip memelerimi koca elleriyle okşuyor, meme uçlarımı parmaklarının arasında eziyordu. Offf… Çok güzeldi her şey… Hayatımda tatmadığım zevkler yaşıyordum bu akşam…

Dağılmış vaziyetteydim. Kocam biraz sonra kapıyı açacak, belki de bizi bu vaziyette bulacaktı. Ama umurumda bile değildi. Zaten onun da umursadığını zannetmiyordum. Beni, karısını bu koca yarakların ortasında bırakıp gittiğine göre bir şey söyleyecek durumda değildi. Bundan sonra yepyeni bir sayfa açılıyordu yaşamımızda…