Planlanmış Sadakatsizlik..

20 Eylül 2019 0 Yazar:

Gözlerimi zorlukla açtım. Güneş ışığı açık pencerelerden içeriye giriyor, perdeler ılık bahar rüzgarıyla uçuşup duruyordu. “Nerdeyim ben?” dedim kendi kendime… Geniş bir yatakta çırılçıplak yattığımı fark ettim önce… Bacaklarımın arası sızlıyordu. Çıplak vücudumun beyaz teninde, oramda buramda morluklar, memelerimde, bacak aramda bir sızı… Ayaklarımdaki çarşafı üstüme çektim refleksle, örtünmeye çalıştım.
Çarşaf gelmeyince dönüp baktım. Benim gibi çırılçıplak bir erkek yatıyor yanımda… Yan dönmüş beni izliyor. Sarışın, yakışıklı bir şey… Hay Allah… Kim bu yakışıklı herif? Hangi kahrolası yerdeyim ben yine…?
Evet… Yine… Aylardır olduğu gibi… Tanımadığım yabancı erkeklerin evinde uyanma olayı… Kendimden geçercesine içmiş, sevişmiş, sikilmiş, yorgun… Bir gün başım derde girecek ya, bakalım ne zaman…
Başımın ağrısı… Offf… Yine içkiyi fazla, fazla değil, çok aşırı kaçırmış olmalıydım. İnleyerek çarşafla uğraşmaktan vazgeçip kendimi yatağa bıraktım. Kollarımı kaldırıp alnımı ovaladım. Adamın gözleri hala üzerimdeydi. Aldırmadım. Çarşaf belimden aşağıda, uzun bacaklarımı örtüyor sadece… Benim her yerim meydanda… Kalp şeklinde bıraktığım kasık kıllarıyla süslü üçgenim… Sırt üstü yattığım halde havaya dikili diri ve irice memelerim… Adamın ahlaksızca bakışlarıyla istemsizce kabarmaya başlayan meme uçlarım…
“Günaydın Gül…” dedi kısık sesle… Görüntü ve ses birleşince kafamda bölük pörçük sahneler canlanmaya başladı.
Alsancak’taki barlardan biri… Çılgın müzik… Eğlence… İçkiler…demetevler escort Arkadaşlar… Barda beni kesip duran bu herif… Yakışıklı piç… Benim her zamanki orospuluğum… Her halinden klas biri olduğu belli adama kuyruk sallayışlarım… Dans pistinde kendimi koyvermiş durumdayken bana yanaşması… Sarılarak dans edişimiz… Tanışmamız… Adı neydi? Neydi adı?
Lanet olsun… Adını hatırlamıyorum adamın… Beni lüks arabasıyla evine götüren… Bütün gece beceren… Kim kimi becerdi belli değil gerçi… Adamı yalayıp yutuşum… Küçük Kerim’i ağzımın içinde kaybedişim… Küçük Kerim diyor aletine… Biraz küçük gerçekten, standardın bir tık altı… Hah… Kerim… Adı Kerim dün gece beni sabaha kadar beceren bu yakışıklının… Zorlukla gülümsedim Kerim’e,
“Günaydın…” diyebildim kurumuş dudaklarımla… Başım çatlıyor… Kerim’in elinde bir bardak su, bir hap… Hapı bardağa attı, köpürdü bir anda,
“Al bunu iç…” dedi uzatırken… “Akşamdan kalmayız, iyi gelir bu, ben de attım şimdi…”
Tereddüt ettim ilk önce… Ne hapı bu şimdi acaba? Elindeki bardağa yabanıl bakışımı görünce bir kahkaha attı…
“Hay allah… Tecavüz hapı içiriyormuşum gibi bakma bana öyle…çukurambar escort Bütün gece sen bana tecavüz ettin aslında… Hadi iç şu zıkkımı…” deyince ben de güldüm. Başımı tutup kaldırdı, içmeme yardım etti. Sonuna kadar içtim, başımı tekrar yastığa bıraktım.
“Mmm…” diye inledim. “Çok içtik dün gece galiba… Başım çatlıyor…” Güldü,
“Evet. Hem çok içtik…” Başını çevirip çıplak bedenime baktı, “Hem de çok seviştik. Güzel sevişiyorsun bu arada… Harikasın… Senin gibisini pek görmedim ben…” Ben de gülümsedim,
“Seksi severim. Uzun süredir senin gibisine de rastlamamıştım ben de… Özlemişim senin gibi biriyle sevişmeyi…” dedim.
Erkeğin bacaklarımın arasındaki yorulmak bilmez inip kalkmaları, içimden çıkmadan devam etmesi, beni bir değil, iki değil, üç kez boşaltması, penisinin üstünde zıplamalarım gözümün önünde canlandı. Hatırladım.
O yaşadığım zevkli dakikaların anısı bedenimi de canlandırdı, bacaklarımı sıkıp kıvrandım yatakta… Deli etmişti adam beni… Oysa pantolonunu indirdiğimde nerdeyse hayal kırıklığı yaşamıştım. Vasatın altındaki erkekliği şaşırtmıştı beni, pek beklemiyordum doğrusu ortaya çıkan ufaklığı…
Oysa sonradan utandırdı beni o küçük şey ve sahibi… Fırtına kesildiler, bedenimi kasıp kavurdular, savurdular şehvetin kollarında… Elimi uzatıp bacaklarının arasında ölgün yılan gibi kıvrılıp yatan küçük Kerim’i okşadım.
“Gerçekten söylüyorum, senin gibisiyle pek sevişmemiştim şimdiye kadar… Gece harikaydınız ikiniz de…”
“Eh, ilk gördüğünde gözlerindeki hayal kırıklığı açıkça okunuyordu. Gördüm, biliyorum. Ama biz küçük Kerim’le epey çalıştık, ilginç, değişik, zevk arttırıcı teknikler öğrendik. Kama Sutra vesaire… Japonya’da, Tayland’da, Avrupada sayısız tecrübeler edindik. Senin gibi yatağımıza giren küçük bayanları zevkten delirtmeyi severiz.”
Çırılçıplak uzandığım yatakta gerindim. Canım yine sevişmek istemişti dün geceyi hatırladığımda… escort bayan ankara Gerinmem iki Kerim’i de canlandırmıştı gördüğüm kadarıyla, gözlerini bana dikmişti ikisi de… Küçük Kerim başını kaldırmış, yılan gibi kıpırdıyordu yattığı yerden…
“Hadi öyleyse… Sabah sabah yine canım çekti, bu defa gündüz gözüyle delirtin beni…”
“Seve seve Gül… Aç bacaklarını… Kahvaltıda küçük Gül’ü yemek istiyorum ben de…” diyerek bacaklarımın arasına girdi.
Dakikalarca istekli kadınlığımı yaladı, emdi, yuttu. Diliyle, parmaklarıyla beni kıvrandırana kadar uğraştı. Sonunda başardı. Orgazm çırpınmalarım sürerken kendimi kaybettim adeta…

Kasılmalarım bittiğindeyse, yine bacaklarımın arasında duruyordu Kerim. Yüzünde şeytani bir gülümseme… Gözleriyle aşağıyı işaret ediyordu. Baktığımda şaşırıp kaldım.
Bacaklarının arasında bir değil iki erkeklik organı vardı. Beline bağlı kayışların ucunda simsiyah bir zenci vibratör vardı, altında kendi küçük aleti… Kremlenmiş, başı, derisi, damarlarıyla nerdeyse bire bir büyüklükte muazzam bir zenci siki…
“Çılgınsın sen…” diyebildim yutkunurken… “Daha yeni boşaldım.”
“Şimdi de sen çıldıracaksın…” diyerek bacaklarımı aralarken önündeki aletlerle birlikte rıhtıma yanaştı adam… Önce zenci vibratörün başını kadınlığımın dudaklarına dayadı, bastırdı. İri başı zorlayarak amıma girerken, kendi aletinin başı da arka deliğimi zorlamaya başladı. Vibratöre krem sürdüğü parmakları şimdi arka deliğimi ve kendi sikini kremliyerek okşuyordu.
“Hadi…” dedim sabırsızlıkla… Merakla bekliyordum yaşanacakları… Fazla uğraşmadan bıraktı, üstüme abanmaya başladı. Zenci alet amımda kayarken, kendisi de minik deliğimden içeriye girdi. Gözlerimi kapadım. Aynı anda bedenime giren biri gerçek, biri suni iki organın acısına, gerginliğine, zevkine dayanmaya çalıştım.
“Aahhh…” diye inlerken omzunu dişledim. Bir gece öncenin tüm alkolüne, tüm şehvetine, yorgunluğuna rağmen yeni başlamışcasına heyecanlı, ürpertili, zevkli bir yolculuk vardı derinliklerime yol alan… Zenci pipisi vajinamı yardı buzkıran gemisi gibi, hissedebiliyordum. Aynı anda sıcak, ateş parçası penisi arkamda ilerliyordu.
Yani, hiç grup seks yaşamamış, tost olayına girmemiş bakire değildim açıkçası fakat bu fikir hoşuma gitmişti. Gözlerim zevkten kayıyordu, boynuna sarılıp duruyordum erkeğin… Bacaklarımı araladım sonuna kadar, beline dolandım. Topuklarımı kalçalarına bastırıp kendime çektim. Dibime kadar girdi. Zenci vibratörün realistik başı yumurtalıklarıma dayanmış olabilirdi, zorluyordu beni… Arkamdaki kalınlıkla beraber bacaklarımın arasına kütük girmiş gibiydim.
“Ohhh… Dur… Bekle… Tadını çıkarayım biraz…” diye inledim kulak memesini dişlerken…
Bekledi. Biraz… Sonra benden izin almadan kıpırdanmaya başladı. Kıpır kıpır… Kımıl kımıl… İki penisiyle inip kalkmaya başladı bacaklarımın arasında… Aman tanrım… Harika… Aynı anda içime girip çıkıyor ikisi birden… Deliriyorum… Üstümde inip kalkıyor, tüm ağırlığını verip göğsüyle göğüslerimi ezerken, içimdeki penisleri dibime kadar köklüyor. Kollarının gücüyle kalkarken, penisler de uçlarına kadar aynı anda sürtünmelerini hissettirerek çıkıyor içimden… Sürekli… Biteviye…
Kaç kez boşaldım bilmiyorum. Sürekli bir fırtına, sürekli bir devinim, inlemeler, benim feryatlarım… Sonuncuda ben yatağın üstünde kendimden geçmiş titreşip dururken çıktı içimden… Zencinin kayışlarını çözüp attı, kendi sikini ağzıma verdi. Hırsla ağzıma aldım tepemde sallanan şeyi… Taşaklarını okşaya okşaya yaladım, yuttum. Spermlerini sağdım sonunda…

Kerim ile tanışmamız, ilk sevişmemiz böyle oldu işte… Bizim hikayemiz… Arkası geldi sonra… İkinci boşanmamdan sonra kendime koyduğum bir erkeğe bağlanıp kalmama, aynı erkekle en fazla bir ya da iki kez yatağa girme kuralımı çiğnettirdi bana yaşattığı zevkler, her biri diğerinden değişik, ilginç, eksantrik sevişmeler… Haftada bir filan buluşuyorduk işlerimiz gereği, sevişmeyi özlemiş, hasret kalmış. Kıyasıya sevişiyorduk.
“Evlen benimle…” dedi son sevişmemizde yatakta yorgun argın yatarken… “Sensiz yapamıyorum. Sana aşık oldum.”
Bir şekilde bekliyordum bu teklifi elbette… Birbirimize çok alışmış, bağlanmaya başlamış, ayrı kalamaz olmuştuk. Sadece seks değildi bu, aşk diyebileceğim bir ilişki vardı aramızda… Haftada bir yetmemeye başlamıştı, sık sık buluşuyor, buluşmak için bahaneler yaratıyorduk.
Ama beklemediğim bir anda sormuştu… Öylesine… Sıradanlaştırmaya çalışarak… Fakat onun için çok önemli olduğu açıkça belli oluyordu. Sesindeki beklenti, merak, hatta korku elle tutulur gibiydi. Elini tuttum yatıştırmak istercesine…
“Yapamam Kerim…” dedim neden sonra… “Yapamam…”
“Niçin peki Gül? Anlat bana…”
“Anlattım sana daha önce aslında… Daha ilk gecemizin sabahında, İki kere evlenip boşandığımı söylemiştim sana… Beni çok üzdü ikisi de… Kırdılar, yaraladılar… İkisi de aldattı beni… Başka kadınlarla yakaladım ikisini de… İkinciyi benim yatağımda, benim yatak odamda yakaladım hem de… Evlenmek, bağlanmak istemiyorum artık… Aldatılmak istemiyorum.”
“Benimle mutlusun ama… Her buluşmamızda, her sevişmemizde… Mutlu oluyorsun. Ben de öyle… Kafa yapımız, fikirlerimiz, zevklerimiz uyuşuyor.”
“Evet, çok mutluyum. İliklerime kadar tatmin oluyorum senin yatağında… Sevişmeye doyuyorum. Sadece seks de değil… Her şey… Muhteşem… Ama o kadar… Bağlanmak yok… Bu evden çıktığımda ikimiz de özgürüz. Sen istersen başka kadın getirebilirsin buraya, ben istediğim beğendiğim erkek bulursam onunla sevişirim.
Anla beni Kerim… Ben de seni seviyorum, biliyorsun bunu… Ama bağlanmak istemiyorum. Sevişeceğim erkekler de bir gecelik olacak, salt seks… Asla bağlanmayacağım, kimseye… Sevdiğim biri tarafından aldatılmak ya da beni seven birini aldatmak istemiyorum artık…”
Çırılçıplak yattığım yataktan kalkıp toparlanmaya başladım. Külodumu, sütyenimi, giysilerimi geçirdim üstüme… Dağılmış saçımı, makyajımı düzeltmeye çalıştım. Sessizce beni izliyordu. Yatağın yanında durup sırtını yastıklara dayamış yatan çıplak erkeğe baktım. Eğilip elini tutarken, dudaklarından öptüm.
“Hoşça kal aşkım…” dedim. “Beni anlayacağını biliyorum. Böyle devam etmeliyiz. Kabul edersen görüşür, sevişiriz. Seni seviyorum.”
Yüksek topuklarım parke zeminde yankı yapa yapa çıktım odadan… Çıkarken arkamdan seslendi,
“Ben sensiz yapamam artık Gül… Ben de seni seviyorum. Bir çıkar yol bulacağız, eminim…”

Çıkar yolu bulduk. İki hafta sonra Kordon’da lüks, güzel bir balık restoranda buluşup gün batımında, batan güneşin kırmızısı denizde yansırken mükellef bir akşam yemeği yedik. Yemekten sonra garson şampanya getirdi. Açıp kadehlerimizi doldurdu. Biz içkilerimizi yudumlarken yanımıza iki kemancı geldi. İkimizin en sevdiği romantik bir parçayı çalmaya başladılar. Kerim masaya bir yüzük kutusu, bir kağıt koydu. Kutuyu açıp içinden tek taş pırlanta yüzük çıkarıp bana uzattı. Rüyada gibiydim. Yine de karşı koydum,
“Sana anlatmıştım ne düşündüğümü…” dedim biraz sert çıkan bir sesle…
“Biliyorum, hatırlıyorum anlattıklarını…” dedi. “Kağıdı açıp oku, sonra konuşalım.” Eliyle işaret etti, kemancılar çekildi, oluşan sessizlikte süslü, italik bir yazıyla yazılıp parşömen antlaşma havası verilmiş tek sayfa kağıtta yazanları okudum. Hala evimizin baş köşesinde durur bu kağıt parçası…

PLANLANMIŞ SADAKATSİZLİK SÖZLEŞMESİ

Biz, aşağıda imzaları bulunan Gül ve Kerim, karı koca olarak PLANLANMIŞ SADAKATSİZLİK konusunda anlaştık. Aşağıda maddeler halinde sıraladığımız konulara tam ve istisnasız olarak tarafımızdan uyulacaktır.
Evliliğimiz süresince birbirimize olan maddi, manevi, cinsel görevlerimizin ve sorumluluklarımızın yanı sıra;
1- Her eş en az haftada bir gece olmak üzere, dışarıdan üçüncü bir partnerle sevişmekte özgürdür.
2- Üçüncü kişi, uygun ortamlardan rastgele bulunacak, anlaşılacak, eve getirilecektir. Yakın çevreden, arkadaşlar, tanıdıklar, birinci derece yakınlar arasından partner seçmek yasaktır.
3- Diğer eş, bulunan üçüncü kişiye anlayış gösterecek, ilgili ve saygılı davranacaktır. Her ne sebeple olursa olsun kıskançlık, ters davranmak, itiraz, kabalaşmak yasaktır.
4- Üçüncü kişiyle yatak odamızda cinsel birleşme olurken, diğer eş dışarıda vakit geçirebileceği gibi arzu ederse evin içinde bekleyebilecektir.
5- Gerektiğinde evde bulunan diğer eş, içeride sevişen çiftin yiyecek, içecek vs. konularda yardım ve hizmet etme talebi olursa, hiç itiraz etmeden yerine getirecektir.
6- Dışarıdan bulunan partnerlerle duygusal ilişki kurulmayacaktır. İlişkiler ancak ve ancak cinsel ilişki düzeyinde, salt seks kuralı gözetilerek sürdürülecektir.
7- Duygusal ilişki yasağı çerçevesinde, çiçek, hediye, romantizm, dudaktan öpüşme, aşkım vs. gibi hitap tarzı ve benzeri konular kesinlikle yasaktır.
8- Her partner, evimize en fazla üç defa getirilecektir. Aynı kişiyle üç defadan fazla cinsel ilişki kurulmayacaktır.
9- Erkek veya kadın, seçilen partnerin temizliğine, hijyen olmasına, hastalık vs. bir durumu olmamasına dikkat ve özen gösterilecek, diğer eşin sağlığı da ön planda tutulacaktır.
10- Yukarıda yazılı maddelere aykırı olarak, diğer eşten habersiz, izin almadan üçüncü kişi veya kişilerle kurulacak her türlü duygusal veya cinsel ilişkiler ALDATMA sayılır. Ayrılık, boşanma nedenidir.
Böyle bir ilişki ortaya çıktığı takdirde aldatan eş, hiçbir itirazda bulunmadan diğerinin ayrılmasına, istediği maddi şartları kabul ederek boşanma davası açmasına onay verecektir.

Sonuna kadar okuduğumda gözlerim faltaşı gibi, merakla beni izleyen erkeğime baktım. Ağzım bir karış açık kalmıştı, toparladım.
“Çılgınsın sen dediğimde bu kadarını da beklemiyordum doğrusu…” diyebildim gülerek… “Gerçekten çılgınsın. Hem evli olacağız, hem karım diyeceksin, hem de başkasıyla, üstelik evimizde sevişmeme izin vereceksin, öyle mi?” Elimi tutup dudaklarına götürdü,

“Evet…” dedi. “Senin için dağları delerim, her şeyi yaparım. Senin mutlu olman için bu… Kendini baskı altında hissetmemen, benimle evlenmeye razı olman için…”
Sonunda ikna etti beni çılgın… Sade bir nikah, ardından uzun bir balayı, uzakdoğuda, egzotik denizlerde, otellerde sevişerek, mutlulukla geçirilen…

Balayından döndüğümüzde işler bizi bekliyordu. Bir süre öylesine takıldık. Gündüz işadamı-kadını, gece sevişken vampirler olarak… Bir zaman da öyle geçti. O komik sözleşmeden, anlaşmadan bahsetmeden, ikimizin de konuya girmediği… Sonunda bir gece, seviştikten sonra çıplak, kollarında yatarken Kerim açtı dillendirmeye çekindiğimiz şeyi,

“Ne yapıyoruz aşkım? Başlayalım mı?” dedi saçlarımı okşarken…

“Neye başlayalım?” dedim neden bahsettiğini bildiğim halde… Hiç aklımdan çıkmıyordu ki aslında… Sadece teklifin kocamdan gelmesini, konuyu ilk onun açmasını bekliyordum. O da biliyordu bunu, saçımdan tutup başımı kendine çekti, dudaklarımı kemirdi,

“Anlaşmamızı uygulamaya…” dedi sonra… “Sadakatsizlik planlamaya… Yabancılarla sevişmeye… Domuz gibi biliyorsun ne demek istediğimi… Önce hangimiz peki? Sen mi, ben mi?”

“Sen başla…” dedim. “Madem bu komik şey senin aklına geldi, ilk önce sen başla. Yarın akşam… Olur mu?”

“Tamam…” dedi.

Ertesi günün akşamı giyinip süslendik. Kerim parmağındaki alyansı çıkardı. Eğlence mekanlarını dolaşmaya başladık. Ayrı ayrı giriyorduk barlara… Önce birimiz, arkadan diğerimiz… Ayrı takılıyor, konuşmuyorduk hiç… Bakışlarımızla anlaşıyorduk etrafı kolaçan ederken, kocam avını ararken… İstediği gibi birini bulamayınca işaret ediyor, çıkıp bir sonraki bara giriyorduk aynı şekilde… Sonunda üçüncü girdiğimiz mekanda aradığını buldu.

Yüksek bar taburesine tünemiş, etrafı kesip duran dikkat çekici güzellikte ve seksilikte bir kadındı… Bakıştılar önce… Davetkar bakışlarını ben de fark ettim. Simsiyah saçlı, iri memeli, her tarafı oynayan seksi bir parçaydı. Minicik daracık kloş etek uzun bacaklarına pek yakışmıştı haspanın… Bacak bacak üstüne atıyor, orasını burasını kocama gösterip duruyordu. Arandığı öylesine belli oluyordu ki…

Kadın çantasından sigara çıkardı klasik tarzda, benimki gidip kadının sigarasını yaktı, konuşmaya başladılar. Cebinden kartvizitini çıkarıp kadına verdiğini gördüm. Yavaş yavaş yanlarına yaklaşmaya çalıştım. Etrafımda beni yalnız görünce asılmaya başlayan zampara heriflere yüz vermeden kadının yan tarafına kadar sokuldum. Barmene bir kokteyl söyleyip etrafı izler gibi yapıyordum kulaklarım dört açılmış vaziyette… Kocam beni görünce sesini yükseltti duymam için,

“Ne dersin güzelim, bana gidelim mi?” diyordu kadına… “Her türlü içki var evdeki mini barımda… Güzel bir gece geçirelim.”
Bu kadar çabuk mu, bu kadar kolay mı diye düşündüm bir an… Kocam uzanıp kadını öptü mini etekli bacaklarını okşarken… Kadının pek itirazı yoktu, öpüşüne karşılık verdi, dünden razıydı orospu… Eh, ben de ilk geceden yatağına atlamamış mıydım bu yakışıklı şeytanın… Hak veriyordum kadına doğrusu… Ben de altına yatıvermiştim hemen…
Barmene işaret edip hesabı isterken cebinden şişman cüzdanını çıkarmaya çalışıyordu. Cüzdandaki yüzlüklerin arasından kadının gözüne sokar gibi iki tanesini çıkarıp barmene tokaladı,

“Üstü kalsın koçum…” dedi üst perdeden, kalantor işadamı havalarında… Tarzı değildi pek, sevmezdi böyle şeyleri ama vakit geçirmeden kızı etkilemek istiyordu besbelli…

Kapıya ilerlediler, arkalarından takip ettim. Valenin arabayı getirmesini beklerken öpüşüp koklaşıyorlardı. Ben de yanlarında durdum. Kız beni fark etti ama umursamadı. İlgisi ve elleri kocamın üstündeydi. Sarılıp duruyordu erkeğime…
Bizim son model beyaz BMW geldi. Kocam valeyi okkalı bir bahşişle savıp arka kapıyı açtı, kızı davet etti. Kız hayatından memnun geçip deri koltuğa kuruldu. Kocam diğer kapıdan kızın yanına geçerken ben de önceden anlaştığımız gibi ön kapıyı açıp direksiyona geçtim. Gaza bastım.
Kız neye uğradığını anlamamış, arka koltuktan şaşkın şaşkın bana bakıyordu. Dikiz aynasından görebiliyordum. Kocam sarılıp kendine çekti kızı, dudaklarını kemirmeye başladı. Dudaklarını çekmeden bana seslendi,
“Bizi eve götür karıcım… Çabuk olursan bahşişin artar, ona göre…”

“Emredersin kocacım…” dedim gözümü dikiz aynasında sevişenlerden ayırmadan… Kız aptallaşmış gibi, kocamı engellemeye çalışıyordu şaşkın şaşkın…

“Ne… Ne oluyor? Karıcım mı?” Kocam ahtapot gibi sarılıp tekrar yumuldu,

“Aldırma sen bize…” dedi. “Soru sormayı bırak. Bu gece sen ve ben varız… İkimiz bu gece hayatımızı yaşayacağız. Öp beni…”

Oturduğumuz siteye gidene kadar seviştiler arabada… Bana aldırmadan… Apartmanın otoparkında durduğumuzda kadın dağılmıştı. Belki ben olmasam, etrafta akan trafik olmasa arabanın arka koltuğunda bacaklarını açıp verecekti kocama… Öylesine azmış durumdaydı ikisi de… Ben de öyle…
Asansörde onuncu kata çıkarken hala öpüşüp duruyordu ikisi… Benim yanımda… Eve girdik. Kız banyoyu sordu, gösterdim. Kocamla bakıştık,
“Nasıl? Güzel mi?” diye sordu. Kızdan bahsediyordu,

“Güzel…” dedim hafif burularak, kocama hissettirmemeye çalıştım. “Tam senin sikine layık…”

“Hadi birer içki koyalım, bu gece benim için uzun olacak.” dedi kocam salonun köşesindeki bara yöneldi.

“Viagra falan alsan mı acaba?” dedim kocama, yardımcı olmak isteyen hemşire ayaklarında… “Kız baya hızlı görünüyor.”

“Merak etme, hapsız idare ederim ben, biliyorsun beni…” Güldüm,

“Bilirim, sabaha kadar canını çıkarırsın zavallının, bana yaptığın gibi evire çevire sikersin…” dedim. Benim kadehimi verirken sarıldı, dudaklarımı öptü.

“Senin yerini tutmaz o aşkım… Bir gecelik sadece… İçin rahat olsun, merak etme…” diyerek rahatlatmaya çalıştı kocam… O arada kız da gelmişti, öpüşmemizi izliyordu. Ayrıldım, elimi uzatıp yanımıza çağırdım,

“Gel canım… Çekinme… Bu gece kocamla ikiniz yatak odasında yatarsınız. Ben misafir yatak odasındayım. Bir şeye ihtiyacın olursa söyle, ben veririm.”

Hala aptal aptal bakıyordu kızcağız… Kocam ona da bir kadeh uzattı, o şaşkınlıkla viskiyi fondip yaptı kız… Yüzünü buruştururken kocam sarılıp viskili dudaklarını öptü. Ateşleri yükselmişti yine… Ben de içkimi dikip bara bıraktım,
“Hadi, ben sizi rahat bırakayım. Size iyi sevişmeler…” diyerek misafir yatak odasına yöneldim. Soyundum. Geceliğim elimde çırılçıplak banyoya gitmek üzere çıktığımda bizimkiler birbirlerine dalmışlardı.
Salondaki koltukta arkaya yasladığı kızın eteğinin altına dalan Kerim, kadınlığını karıştırıp duruyor, bluzunun önünü açmış sütyensiz koca memelerini emerken kızı inletiyordu zevkten… Beyaz dantelli külodu kızın ayak bileklerinde duruyordu. O da kocamın pantolonunun fermuarını açmış, sertleşmiş siki avucunun içinde okşayıp duruyordu.
Öylece donup kalmış, onları izliyordum. Bir an beni fark edip baktılar, elimle devam işareti yapıp banyoya geçtim. Jakuziye uzanıp köpüren suyun okşamasına bıraktım kendimi… Kocam içerde bir kadınla sevişiyordu. Bense onların neler yaptıklarını hayal edip kendimi okşuyordum.

Bir süre sonra rahatlayıp kalktım, havluya sarınıp dışarıya çıktım. Salonda kimse yoktu. Yatak odamızın ışığı yanıyordu. Yaklaştım. Kapıyı kapatma gereğini duymamışlardı. Yatak odasının kırmızı spot lambası ortadaki yatağı aydınlatıyordu. Yatağın etrafını aynalarla donatmıştı kocam, ikisinin çıplak bedenlerinin kırmızı ışığın altında aynalardaki yansımaları kışkırtıcı görünüyordu.
Geniş yatağımda kocam yabancı bir kadınla sevişiyordu. İkisi de soyunmuşlar, çırılçıplak birbirlerine dalmışlardı. Uzun bacakların arasına giren kocamın dar, kaslı kalçaları inip kalkıyor, kızı bağırtıp duruyordu zevkten…

Piç, ne yapıyorsa yapıyor, o standart altı uzunluktaki sikiyle zevkten öldürüyordu yatağına giren kadınları… Kız hırlayarak kocamın boynuna sarılıyor, kalçalarını yukarı kaldırıp kocamın sikini karşılamaya çalışıyordu.

Kapının önünde durmuş, üzerimde öylesine sarındığım bir kısa banyo havlusu, içerde sevişenleri izliyordum. Kocam yorulunca alta yattı, kız üstüne çıkıp rodeocu gibi inip kalkmaya başladı sikinin üstünde… Eğiliyor, koca memelerini kocamın göğsüne sürtüyor, kalçalarını değirmen taşı gibi çeviriyordu bir yandan da…

Elim apış aramdaydı. Dudaklarım kurumuş vaziyette, içeriyi röntgenliyor, amımı parmaklıyordum. Havlu sıyrılıp düşmüştü çoktan… Çırılçıplaktım kapının eşiğinde… Kocam alttan fırlayıp kızı domaltmak isteyince beni gördü. Bana baka baka kızın arkasına geçip belini tuttu, arkadan geçiriverdi. Sert sert gidip geliyor, kızı bağırttırıyordu. Gözleri gözlerimdeydi.

Sonunda kız da fark etti beni… İkisi de bana bakıyorlardı şimdi sevişmeye ara vermeden… Kocam arkadan her vurduğunda bana nispet yapar gibi zevkten inliyordu orospu… Sırtımı kapıya yaslayıp onları izledim ben de elim üçgenimde, kendimi parmaklaya parmaklaya…
Fazla sürmedi, boşalmaya başladım. Öyle kışkırtıcı bir sahneydi ki… Kız ciyak ciyak bağırıyor, sürekli orgazmlar yaşıyordu kocamın becerikli sikinin altında…

Boşaldıktan sonra fazla durmadım. Kocama bir öpücük gönderip bir gecelik karıkocayı yalnız bıraktım yatak odamızda… Gidip yatağıma yattım. Uykuya dalarken hala bizimkilerin inlemeleri geliyordu kulağıma…

Sabaha karşı yattığım yatakta bir kıpırtı oldu. Uykumun en tatlı yerinde zorlukla gözümü açtığımda kocamın yanıma uzandığını gördüm. Kollarını açıp beni sarmaladı, sımsıkı kocama sarıldım ben de… Çıplak bedenlerimiz Ying-Yang sarmalı gibi birbirine geçti birbirini tamamlarcasına… İçimi bir mutluluk hissi doldurdu.
Kocam… Erkeğim… Beni seviyordu. Benim yanımdaydı. Başkasının değil… Uyumak için benim yanıma, karısının yanına gelmişti. Tekrar uykuya daldım. Kocamla beraber, uyuduk. Huzur içinde…
Sabah bir tıkırtıyla gözümü açtığımda kapıda bir kadın durmuş bize bakıyordu. Akşamki kız… Kocamın misafiri… Giyinmiş, makyajını yapmış, oda kapısında durmuş bize bakıyordu. Şaşkındı.
Biz karı koca yatakta çırılçıplak, birbirimize dolanmış vaziyette, başım kocamın göğsünde yataktaydık. Kocamın bir gecelik sevgilisine sus işareti yaptım, ses çıkarmaması için… Aldığı derin nefeslerle bebek gibi uyuyordu sevgili kocam…
Başını salladı anladığını belirterek, sonra da elini… Veda ediyordu. Ben de el salladım. Gözlerim tekrar kapanırken, dış kapının açılıp kapandığını duydum hayal meyal… Gitmişti…
Öğleye doğru ben kalktım önce… Ballı kaymaklı mükellef bir kahvaltı masası hazırladım kocama, yorulmuştu tüm gece, gücünü toplaması gerekirdi. Sonra da kocam uyandı. Duşa giren erkeğimin yanına girdim ben de… Bir güzel sabah duşu yaptık ikimiz birlikte… Birbirimize sarılarak, öpüşerek…
“Öpüşmeme kuralını çiğnedin ama…” dedim kahvaltı yaparken… Taze sıkılmış portakal suyunu içen kocamın ekmeğine kaymak, üzerine bal sürüyordum bir yandan… Uzattım, ekmek dilimini alırken elimi tuttu gülerek,
“Evet ama öpüşmeden nasıl sevişilir aşkım?” deyince hak verdim. Uzanıp portakal suyu bulaşmış dudaklarını öptüm erkeğimin… Sonra da dudaklarını bırakmadan kalkıp kucağına oturdum. Üzerimizde sadece bornozlar vardı. Altımda gittikçe sertleşen erkekliğini hissederken, dilimi ağzına sokup dilinden portakal tadını aldım.
“Haklısın… O zaman bu kuralı kaldıralım kocacım. Anlamsız oldu. Nasılsın peki? Mutlu musun?”
“İlginç ve değişik bir geceydi. Sen bizi seyrederken, yan odada uyurken başka bir kadınla sevişmek… Kışkırtıcıydı. Bu gece sıra sende… Bakalım neler yaşayacağız, görelim… Hadi şimdi kucağımdan kalk daha fazla beni azdırmadan, kendini akşama sakla…”
“Peki sahip…” diyerek kalktım. Güle oynaya kahvaltımızı yaptık. Bir yandan da gece neler yaşadığımızı, neler hissettiğimizi anlattık birbirimize… Gecenin kritiğini yaptık.

Akşam uzun uzun geceye hazırlandım. Yıkandım, kokulandım, saç, makyaj, parfüm… İç çamaşırı giymedim içime, gereksiz buldum. Giyside kararsız kaldım epeyce… Sonunda giyinip kocamın karşısına çıktım. İnce kumaştan transparan siyah bluz, kalçalarımı saran, meydana çıkaran minicik bir siyah etek… Belimdeki jartiyerin tuttuğu siyah file jartiyer çorapları, yüksek topuklu iskarpinlerim… Viskisini yudumlayan kocam oturduğu koltuktan şöyle bir baktı, uzun bir ıslık çaldı.
“Anlaşılan notum iyi…” dedim gülerek…
“İyi yetersiz bir sözcük… Seni tanımlamak için harika demek gerekir, o bile az karıcım…”
“Nasıl peki? Biraz hafif mi oldu acaba? Ne dersin aşkım?” Elim belimde, etrafımda döndüm yavaşça…
“Nasıl diyeyim bilmem ki… Yüzüne baktığımda onsekizini doldurmamış bir ^^^^^^ görüyorum. Atkuyruğu saçlarınla, etli dudaklarınla tam erkeklerin aradığı bir ^^^^^^sın… Vücuduna baktığımdaysa iştah açıcı, felaket bir şeysin. Sana saldırmamak için kendimi zor tutuyorum. İnan sikim taş gibi oldu. Şu anda seni yatırıp sikebilirim bebeğim…” Şuh bir kahkaha attım elimde olmadan,
“Sakın ha… Tüm hazırlıklarım boşa gider sonra kocacım… Kendini yarın sabaha sakla sen de…”
“Hadi çıkalım o zaman…” deyince engel oldum.
“Ben yalnız gitmek istiyorum. Taksi çağırırım. Sen evde oturup beni bekle… “ Kocam tereddüt ediyordu. Bacaklarımı okşayan eli eteğimin altına dalmıştı istemsizce… Eli file çorabımı geçip külotsuz kadınlığıma temas ettiğinde kıvrandım. O da külot giymediğimi anlayınca inledi, amımı avuçlayarak,
“Emin misin karıcım? Bu kılıkla, bu külotsuz halinle… Başına bir şey gelmesin?”

“Merak etme canım… Kendimi koruyabilirim.” Dedim, kocamı öpüp çıktım… Heyecan doluydu içim…
Eğlence mekanının önünde taksiden indiğimde erkeklerin gözü bende, bacaklarımda, mini eteğimdeydi. Hiç birine aldırmadan havalı adımlarla içeriye girdim.
İçerisi yükünü almış, kalabalık, sahnede gürültülü bir müzik çalan orkestra, yanıp sönen ışıklar, loş ortam… Dans pistinde sallanan, birbirine geçmiş insan yumağı… Zorlukla aralarından geçip bara yöneldim. Barmene sesimi duyurabilmek için bağırarak içkimi söyledim. Sırtımı bara dayamış, etrafı kesip duruyordum.
İçkim bitince ikinciyi söylemek için barmene dönüyordum ki, kadehli elim yanımdaki adamın içki dolu eline çarptı. Karanlık ortamda patlayan ışıklarda adamın içkisinin olduğu gibi kucağına döküldüğünü gördüm saniyeler içinde… Upuzun, kocaman, kapkara, genç bir zenciydi.
“Fuck…” diye hışımla bana dönen adam başladığı küfürü bitirmeden kesti, öfkesi beni görür görmez bir anda sönüverdi. Utangaç bir tavırla, “Sory…” diye kekelerken oğlanın kürek gibi kocaman elini tuttum,
“I’m so sory…” dedim ben de… Bakıştık. Gözlerindeki beğeniyi gördüm. O koca eliyle elimi alıp dudaklarına götürdü, kalın etli dudaklarıyla elime bir öpücük kondurup,
“No problem…” derken gözleriyle yemek üzereydi beni… Transparan gömlek kumaşından görünen iri memelerime, kabarık uçlarına bakıyordu gözlerini ayırmadan, benden çekinmeden…
İçim kamaştı, bir hoş oldum. Gözümün önünde büyük siyah organların beyaz tenlere daldığı siyahlı beyazlı porno görüntüleri uçuşmaya başladı.

Böyle tanıştık Thomas ile… Tom… İşyerimde kısa sürede yükselmemi sağlayan akıcı İngilizcem bu gece de işe yaramıştı. Futbol takımında oynuyordu. Sporcuydu. Birkaç dakika sonra dans pistindeydik zaten… Hareketli dans müziğinin ritmiyle çılgınca dans ediyorduk. Eğlence, kahkahalar, birbirimizi kesmeler…
Kendimi kapıp koyverdim artık… Müzik yavaşladığında sarılmalar… Kollarının arasında ezilişim… Kasıklarıma batan sertlik… Kalçalarımı yoğuran koca eller… Kendimden geçiriyordu beni… Sırtımı oğlana dönüp kalçalarımı kıvırırken önündeki sertliğe sürtünüp dururken bir yandan da müthiş bir merak içindeydim. Nasıl bir şeydi acaba?

Elimi arkaya götürüp kotunun önündeki kabarıklığı tuttum, sıktım. Tom da kıpır kıpır hareket eden, çalkalanan kalçalarımı kendine çekti inleyerek, beni önüne yapıştırdı adeta…
Bir süre bu şekilde dans ettik. Sonra kollarının arasında ona dönüp bedenimi yapıştırdım ona… Ayaklarımın üstünde yükselip dudaklarına uzanmaya çalıştım. Belimden tutup kaldırdı beni… O koca, etli dudaklarıyla dudaklarımı kemirmeye başladı…
Kendimizden geçmiştik. Etrafımızdaki insanlar umurumuzda bile değildi. Elleri eteğimin altına girdi. Külotsuz kalçalarımı sıktı, parmaklarını her yerimde dolaştırdı öpüşmeye devam ederken…
Sularımın süzüldüğünü hissedebiliyordum. Neden sonra kendimi kurtarabildim dudaklarından, nefes nefese,
“Ev… Evime gidelim…” diyebildim. “Seni istiyorum.”
Sarmaş dolaş çıktık bardan… Mutluluktan sarhoş gibiydim. Sabırsızlanıyordum. Taksiye işaret etti, hemen atlayıverdik aceleyle… Taksi hareket ettiğinde biz sarmaş dolaş öpüşmeye devam ediyorduk. Neden sonra taksicinin sesini duydum,
“Sör, nereye? Ohhoo… Bunlar sikişmeye şimdiden başlamışlar bile… Abla, kol gibi yarak vardır bunda, yarar seni bu çam yarması…” diyordu gülümseyerek… Beni sarışın, transparan giysimle, Tom’u zenci görünce ikimizin de yabancı olduğuna karar vermiş, sallayıp duruyordu karayağız taksici… Tom gülerek bir yüz liralık çıkardı, şoföre uzatıp kırık Türkçesiyle,
“Karsiiyaka…” deyince gaza bastı adam… Yine gülerek normal bir şey anlatır gibi,
“Hah şöyle… Şimdi istediğiniz gibi sikişmeye devam edin bakalım, azgınlar sizi… Ulan ilik gibi karıyı bulmuşsun arap oğlan…” dedi gözü dikiz aynasında bizi keserek… Eliyle aynayı düzeltmeyi de ihmal etmiyordu daha iyi görebilmesi için… “Şunu bana versen ne sikerim ama… İlik gibisin yavrum hakkaten… Off… Memelerine bak nasıl kabarmış. Uçları parmak gibi anam avradım olsun. Külot da yok bunun altında be… Yemin olsun amcığını gördüm karının…”
Bozmadım hiç adamı… Bozmadığım gibi açabildiğim kadar açtım her yerimi görsün diye… Umurumda bile değildi konuşmaları, bizi seyretmesi… Tom aklımı başımdan almıştı çünkü… Aksine daha çok tahrik olmuştum adamın konuşmasıyla…

Eve gidene kadar takside yiyip bitirdi beni oğlan… Öpüştük, koklaştık hep… Kürek gibi eliyle sütyensiz memelerimi, külotsuz amımı kurcalayıp durdu, röntgenci taksicinin sürekli bizi kesen bakışları eşliğinde… Elimi fermuarından daldırıp kalkmış muhteşem sikini avuçladım, sıktım, okşadım çıkarmadan… Karşıyaka sahil yoluna girdiğimizde taksiciye seslendim,
“Mavişehire gidiyoruz” dedim, oturduğumuz sitenin adını verdim. Şaşıran, bozulan taksicinin allak bullak suratı hoşuma gitti, Tom ile öpüşmeye devam ettim. Siteye girip apartmanın önünde durduğumuzda geriye dönüp yüz liranın üstünü uzattı biz inerken.
“Kalsın canım…” dedim.
“Abla kusura bakma, yabancı zannettim seni, abuk sabuk konuşup durdum… Affola…” diyerek özür dileyen taksiciye güldüm, para uzatan elini tutup,
“Önemli değil tatlım… Gelirken senin dediğin gibi, bu yaramaz arap oğlan aklımı başımdan aldı. Sen kusura bakma, senin yanında azıttık biraz…” dedim, çıktım. Erkeğin beline sarılıp apartmana girerken taksici arkamızdan bakıyordu hala… Kimbilir aklından neler geçiriyordu bize bakarken…
Asansör kapısı kapanır kapanmaz onuncu kata çıkana kadar birbirimizi yedik. Dün gece kocamın o kadınla yaptığı gibi… Asansörden inip dairenin kapısına geldiğimde zili çaldım. Kocam açtı hemen… Uyumamış, bizi beklemişti canım… Sarmaş dolaş kapının önünde durduğumuzu görünce endişeyle iki yana bakınıp bizi içeriye aldı. Kapıyı kapattı. Kapının önünde durmuş birbirimize bakıyorduk. Neden sonra aklıma geldi,
“Ah, tanıştırmadım sizi…” dedim. “Tom, bu kocam. Kocacım, Tom bu geceki misafirim…” dedim. El sıkıştı iki erkek… Tom’un aklı karışmış gibiydi. Gözleri açılmış vaziyette bir bana, bir kocama bakıyordu,
“Ben… Anlamadım. Kocan mı?” diye sordu. Güldüm, beline sarıldım,
“Anlatması uzun sürer şimdi, takılma sen…” diyerek dudaklarına uzandım. Öptüm. Kerim’e döndüm,
“Aşkım bize birer viski soda hazırlayabilir misin? Tom buzlu seviyor.” dedim.
“Tabi canım…” diyerek bara geçen kocamın gözü ikimizin üstündeydi. Viskileri koyarken, “Demek zenci ha? Bakıyorum hızlı başladın…” dedi kinayeli bir sesle…
Barın önündeki döner tabureye oturmuştum. Tom yanımdaydı. Hay Allah… İlk misafirim zenci olunca hemen üstüne alınmıştı kocam… Anlaşılan bu küçük sik kompleksiyle işimiz vardı. Elimi uzatıp kadehimi alırken, diğer elimle kocamın elini tuttum,
“Aşkım, sakın aklına başka şey gelmesin. Tesadüfen barda tanıştık, kaza ile…” diyerek tanışmamızı anlattım uzun uzun… Sonunda ikna olmuş, keyfi yerine gelmişti kocamın… Kadehini kaldırdı,
“Hadi o zaman, tanışmanızın şerefine…” diyerek kadeh tokuşturdu bizimle… Tom hala aklı karışmış durumda bize bakıyordu. Bu kez de ona anlattım durumu,
“Anlaşmamız var. Haftada bir gece, eve bir gecelik misafir getiriyoruz, ayrı ayrı, gece boyunca sevişiyoruz. Bir gece kocamın, bir gece benim başkalarıyla sevişme gecemiz… Kocamla birbirimizi habersizce aldatmamıza, boynuz takmamıza gerek kalmıyor.” dedim özetleyerek… “Sabah olunca her şey bitiyor. Herkes yoluna…” Tom başını salladı iki yana, dudaklarını bükerek,
“Enterasan…” dedi. “Grup seks falan yaptım ama, böylesini ilk kez yaşıyorum.” dedi. Yanımda, ayakta duruyordu. Yakasından tutup kendime çektim, bacaklarımın arasına… Yüksek bar taburesinde oturuyordum. Yüzümüz aynı hizadaydı bu şekilde… Etli köfte dudaklara bir öpücük kondurdum, bir daha…
“Mmmm… Demek grup seks yaptın ha?” dedim. “Kesinlikle grubun diğer elemanları kadındır. Sen tek erkek olmalısın bu koca aletle…”

Elimi araya uzatıp kotun fermuarını açtım yine, bu gece kaçıncı oluyordu bu fermuarı açışım bilmem ki… Aletini tutup sıktım. İnledi.
“Yoo…” dedi. “Kadın erkek fark etmiyor. Önemli olan zevk alabilmek… Kim kimi tutarsa… Ama dediğin gibi, grupların içinde en çok çalışan benim alet oluyor…”
Evimin içinde, kocamın yanında daha rahat hareket edebilirdim artık. Kotun düğmesini açıp kalkık aletin engel olduğu pantolonu zorlukla aşağıya sıyırdım. Külot yoktu altında… Bileğim kalınlığındaki alet yarı sert dışarıya çıktı.
Görünce ürperdim, tüylerim diken diken oldu. Bedeni bana fazla yanaşmadığı halde kapkara aletinin başı kasıklarıma değiyordu. Bir yandan bu koca şeyin beni sikmesini istiyordum, diğer yandan da korkuyordum. Nasıl alacaktım içime bu koca siki… Başarabilecek miydim acaba? Canımı yakar mıydı bu koca oğlan?

Nefis bir testesteron kokusu yayıldı ortama… Burun deliklerim hazla titredi, ürperdim. Titrek ellerle kot kumaştan gömleğinin düğmelerini açtım sabırsızca… Çıkarıp attım. Sırım gibi kaslı bir sporcu vücudu, abanoz siyahı parlayan bir teni vardı adamın… Kot pantolon ayağındaki botların üzerine düşmüş, çıplak vaziyetteydi bacaklarımın arasında…
Tom hala kararsız, bir bana baktı. Bir kocama… Kocam başıyla cesaret vermek istercesine başlamasını işaret etti. Sanırım iki erkek de benim gibi sabırsızlanıyordu. Adamın boynuna sarıldım, dudaklarına yumulurken,
“Ohhh… Tom… Fuck me Tom…” diye inledim. Sikinin başı külotsuz amıma değdi. “Fuck me…”

Tom saçlarımdan tutup üzerime eğildi, dudaklarıma… Etli dudaklarıyla benim dudaklarımı örttü. Ağzının içinde dudaklarımı yalıyor, dişleriyle ısırıyor, aralayıp dilini içeriye sokmaya çalışıyordu. Başım dönmeye başladı. Vahşice birbirimize saldırıyorduk. O beni ısırırken, ben de ağzımı açıp onun dudaklarını yalamaya, ısırmaya çalışıyordum. Dillerimiz savaş yapıyordu birbiriyle…
Ellerini aramıza sokup incecik ipek gömleğimin üstünden memelerimi avuçladı. Ağzının içinde zevkle inledim. Transparan gömlek kumaşı öylesine inceydi ki kürek gibi ellerinin kapladığı memelerimin her santiminde yakan sıcaklığı hissedebiliyordum.
Hala bar taburesinin üstündeydim. Tom bir yandan koca dudaklarıyla beni nefessiz bırakırken, bir yandan da memelerimle uğraşıyordu. Bu arada bacak arama, kasıklarıma, kadınlığıma baskı yapıp duran azmanı da ayrı delirtiyordu beni…
Sonunda olan benim pahalı ipek gömleğime oldu. İki eliyle iki yakasından tuttuğu gibi cart diye yırtarak çıkardı üstümden… Önümde, bacaklarımın arasında durmuş, elleri file çoraplı bacaklarımda, açığa çıkan dipdiri göğüslerime bakıyordu hayran hayran… Önündeki azman kara siki havaya kalkmış, kara yılan gibi bakınıyordu sahibiyle beraber…
“Ohhh… Deli…” diye inledim. “Söyleseydin… Ben çıkarırdım senin için…”
“Böyle daha zevkli…” dedi ve memelerime yumuldu. O bir dudağı yerde, bir dudağı gökte denen cinsten kalın dudaklar önce sağ mememi kavradı, biraz vantuzlayıp sol meme ucumu kaptı. Zevkten deliriyordum.
Başımı sallayıp saçlarımı sağa sola savurturken kocamı gördüm yanımda… Parlayan gözlerle bizi izliyordu, yanımıza gelmişti. Yanı başımda, azman genç irisi zencinin beni, karısını nasıl parçaladığını, nasıl zevkten kıvrandırdığını izliyordu. Gözleri pırıl pırıldı.
“Ohhh… Keriimm… Bakma kocacım… Utanıyorumm…” diyebildim iki inlememin arasında…
“Sen dün gece kızı nasıl siktiğimi izlerken utanmıyordun ama aşkım…” dedi heyecanla… “Elin apış aranda, mastürbasyon yapıyordun bize bakarken…”
“Ama bu başka kocacım… Seni o kadınla sevişirken izlemek başka, senin yanında yabancı erkekle sevişmek başka…”
“Ama itiraf et aşkım, değişik bir zevk değil mi?”
“Ohhh… Evet aşkım, çok zevkliymiş. Ohhhh… Öyle bir bakışın var ki bize… Senin bizi izlemen zevkimi ikiye katlıyor…”
Kocam da fermuarını açmış, sertleşen aletini dışarı çıkarmıştı, rahatlatmaya çalışır gibi başını ovalıyordu. Haklıydı kocam… Başka bir kadınla yatağımızda sikişmesini izleyip mastürbasyon yapmıştım düpedüz… Şimdi de aynı şeyi kocam yapıyordu. Bardan bulduğum zencinin beni sikişini izlerken bizi izliyor, alenen otuzbir çekiyordu çekinmeden, utanmadan, karısını kıskanmadan…
Bu arada Tom yeteri kadar göğüslerimle ilgilenmiş olmalı, bıraktı. Eteğimin kopçasını tutup ikiye ayırdı bu kez… Etek diye giydiğim bir karış bez parçasını savurup attı. Üstümde sadece jartiyer ve file çoraplarımla iskarpinlerim kalmıştı giysi olarak…

Biraz geri çekilip oturduğum bar taburesini döndürdü. Şimdi kocama doğru yönelmiştim. Tom arkamda kalmıştı. Omuzlarımdan tutup belden yukarımı aşağıya çekti. Popom taburenin üzerinde belden yukarım yatay vaziyetteydim. Tom’un kara canavarı başımın üstünde sallanıyordu şimdi.
“Oh baby…” diye inledi. “Yala onu… Islat iyice… İçine girerken canının yanmasını istemiyorum.” Kocama döndü sonra, “Sen de karının pusiyi yala adamım… İyice ıslansın. Karının amını bana hazırla… Aslında hazır ama, canı yanmasın, biraz daha ıslansın… Karını kolayca sikebileyim…”
Kocam önce tereddüt geçirdi. Planlarında bu yoktu anlaşılan… Karısının sikilmesine yardım etmek… Bir başka erkeğin sikişine hazırlamak… Ne yapacağını şaşırmış vaziyette öylece bakıyordu. Bakışları benim istekle aralanmış bacaklarımın arasıyla Tom’un azmanı arasında gidip geliyordu. Ben sabırsızlandım,
“Hadi aşkım… Yap şunun dediğini… Yala beni… Sikicime hazırla… Güzel siksin karını…” diye inledim.
Kocam bacaklarımın arasına eğilirken ben de başımın üstündeki azmanı iki elimle kavramaya, yalamaya çalıştım. Dakikalar boyu amım yalanırken zencinin sikini yaladım, yaladım…

Sularım şelale gibi akıyordu bacaklarımdan… Öylesine zevk alıyordum ki… Tom birkaç kere ağzımın içine sokmaya çalıştı sikini, nefes boruma baskı yapıp öğürmeye başlayınca bırakmak zorunda kaldı. Belim ikiye ayrılacaktı sanki…
Memelerimi avuçlayan ellerinden, güçlü kollarından destek alıyor, bar taburesinin üstünde, yatay vaziyette dengede durmak için çaba sarfediyordum. Kocam amımı yaladıkça dilinin verdiği zevkten kıvranmamaya, tabureden düşmemeye çalışıyordum bir yandan da…
Sonunda bir anda tutup kaldırdı beni, kendine çevirdi. Kocam boş bulunmuş, yere savrulmuştu bacaklarımın çarpmasıyla… Kalkmaya çalışıyordu. Bense perişan vaziyette, saçım başım dağılmış, başıma gelecek şeyi bekliyordum çaresizce ve istekle… Tom azmanın belinden tutup bana doğru salladı,
“Gul…” dedi o kırık, şirin Türkçesiyle ü yerine u kullanarak… “Şimdi bunu sana sokucam güzelim… Sakın kendini kasma, rahat bırak… İnan bana, vajinanın kasları elastik**ir, eninde sonunda alırsın bunu… Alamam diyen çok kadın biraz uğraşmayla alabildi penisimi…”

Cevap vermedim. Heyecandan nefessiz kalmıştım. Bekliyordum. Kocamın sesini duydum,
“Hey dostum…” diyordu sikicime… Soyunmuş, çıplak kalmıştı, orta boy siki kalkmış, Tom’un azman sikinin yanında daha da minicik görünüyordu. Eliyle sikini işaret ederek Tom’a gösterdi,
“Karım evlendiğimizden beri bunu alıyor içine… Buna alışkın… Gördüğün gibi ufak kalıyor seninkinin yanında… Senden ricam, acele etme, karımın canını yakma… Alıştıra alıştıra sik… Alıştıktan sonra ne istersen yapabilirsin…” Tom ikimize de göz kırptı,
“Merak etmeyin siz… Gencim ama çok deneyimliyim. Elimden çok kadın geçti. Bana güvenin…” diyerek işe koyuldu.
Bacaklarımı araladı, sikinin başını kadınlığımın dudaklarına dayadı. İki organ da sırılsıklam ıslaktı. Zorlamaya başladı. Dudaklarımı ısırıyordum. Gerçekten zorlanıyordum. Öyle böyle değil… Boynuna sarıldım, inlemeler arasında,
“Olmuyor… Olmuyor…” diyebildim. “Yatağa götür beni… Burada olmuyor…”

Bez bebek gibi tutup kaldırdı beni… Kollarının arasında, boynuna sarılmış, yatak odasını işaret ettim, oraya yöneldi. Odaya girip yatağın üzerine bıraktı. Kocam gidip meşhur kırmızı spotlarını yaktı. Tavandaki aynada kendimi görebiliyordum. Bembeyaz saten örtülerin üstünde yatan çırılçıplak bir kadın… Heyecanla sikilmeyi bekleyen…
Tom bekletmeden geldi, bacaklarımı araladı, tekrar sikini dayayıp zorlamaya başladı. Sonunda başı girdi. Amımın dudakları gerilmişti iyice… Sulu olması, kaygan olması pek fayda etmiyordu, zencinin kalın aletinin girmesini pek kolaylaştırmıyordu. Leğen kemiklerimin çatırdadığını, ikiye ayrıldığını hissediyordum. Bacaklarımı açabildiğim kadar açmaya çalıştım. Tom da iki dizimden tutmuş, aynı şeyi yapmaya çalışıyordu.
“Başı girdi canım…” dedi. “Merak etme, gerisi de girer şimdi…” Kocam yanıma uzanmış, dudaklarımı öpüyor, beni sakinleştiriyordu guya… Bense çırpınıyordum zencinin sikinin altında… Tom iyice bastırdı, bastırdı… Azmanı santim santim amıma gömülmeye başladı. Feryat figan, çaresizce kocama, kara oğlana yalvarıyordum,
“Ahhh… Yeterrr… Yırtılıyorum sanki… Yeter Toommm…Ooohhh… Kocacımm… Yırtıyor beni… Siki kocaman… Ahhh… Bu… Bu şey… Çok kalın… Canım yanıyor… Aaahhh….”

Bu arada koca yaraklı zenci, topuklarımdan tutup ikiye ayırdığı file çoraplı bacaklarımın arasında, bir yandan beni sikiyor, bir yandan ilgiyle konuşmalarımızı izliyordu. Çoğunu anlamadığından emindim, fakat konuyu üç aşağı beş yukarı tahmin ettiğini biliyordum.
Kocamın ufaktan başlasaydın ya demesi komiğime gitti. Gözlerimden yaşlar akarken kahkaha atmaya başladım. Gülüyordum. Birbirine zıt duygular çarpışıyordu içimde… Zevk… Acı…
“Hadi…” diye haykırdım oğlana… “Hadi Tom… Sik artık… Göm şunu… Ne yapacaksan yap… Bitsin artık… Ahhh… Dayanamıyorum… Gömmm…”
İsterik bir vaziyetteydim. Ne yaptığımı bilmiyordum koca yarağın altında… İngilizce Türkçe karıştırıyordum ama ne dediğimi, ne istediğimi anlayan Tom sonunda dibine kadar soktu aletini, içime gömdü.
Doğrulup istemsizce boynuna sarıldım. Gözlerim kaymış olmalıydı, bir şey görmüyordum. İçime kalın bir cop girmiş gibiydi. Bacaklarımın arasını doldurmuştu alet… Öyle bir dolgunluk hissi vardı ki… Anlatılamaz… Zevk, şehvet dalgaları yükseliyordu içimde, her yanımı kaplıyordu. Tir tir titriyordum, zencinin siki balta gibi içimdeydi. Kocam yanı başımda nefesini koyuverdi,
“Üfff… İnanılmaz Gül… Harika… Gözlerin döndü bir ara, bayılacaksın diye korktum ama iyi dayandın karıcım. Oh benim güzel karım… Ne güzel de aldın koca zenciyi… Aferin sana karıcım…”
Sonra Tom gidip gelmeye başladı. İçimi yarıyordu koca yarak… Buldozer gibi saldırıyor, ikiye ayırıyordu vücudumu… Çırpınıyordum altında… Bağırıyordum. Tırnaklarımı kalçalarına, sırtına geçiriyor, yırtmaya çalışıyordum. Müthiş bir fırtına…
Sürekli boşalmaya başlamıştım. İçimden sular çağıldıyordu sanki… Kalın yarak daha rahat gidip gelmeye başlamıştı böylece… Vajinam alıştığından mı, zevk sularımın içimi kayganlaştırmasından mı bilmiyorum, rahatlamıştım bir parça…

Defalarca boşaldım altında… Durmaksızın… Sürekli… Aygırım üstümde durmak dinlenmek nedir bilmeden gidip geliyordu. Abanoz siyahı vücudu terle kaplanmıştı. Harika görünüyordu. Sadece o, onun koca azmanı, benim vajinamdan ibaretti dünya… Her şeyi, kocamı unutmuş, kendimden geçmiştim. Kukla gibi sallanıyordum altında… Her bastırdığında copu içime gömülüyor, beni yatağa çiviliyor, geri çekildiğindeyse eldiven gibi saran amımı da dışarıya çekiyordu. Hıçkırıyordum artık… Omuzlarını ısırırken,
“Yeter… Yeter… Boşal artık Tom… Dayanamıyorum… Bitirdin beni… Delirttin zevkten… Yeteerrr… Oooohhhhh…” diye feryat ediyordum.
Sonunda bir anda çıktı amımdan… Boşlukta düşüyor gibi oldum bir anda… Üstüme geldi. Eliyle sikini sıvazlarken böğürerek spermlerini fışkırtmaya başladı. Karnıma, memelerime, yüzüme… Fıskiye gibi boşaltıyordu. Her yerim bembeyaz döllerle kaplanmış gibiydi.
Sırık gibi yatakta yanıma devrildi sonra… Göğsü inip kalkıyordu. Ben de ondan farksızdım. Hala kasılıp duruyor, titriyordum. Kocam yanımda uzanmış, sakinleştirmek için okşuyordu beni… Okşarken Tom’un spermlerini de tüm vücuduma yaymış oluyordu böylece… Halsizce elini tuttum. Spermli eli kırmızı ışıkta parlıyordu. Parmaklarını ağzıma sokup spermlerin tadına baktım.
Bitmiştim. Kendime gelmem bir yarım saati buldu belki… Tom’un spermleri üzerimde kurumuştu. Kendimi kirlenmiş, sikilmiş, bitmiş hissediyordum. Zorlukla kalktım yataktan… Tay tay yürüyen bebekler gibi apışa apışa, zorla yürüyüp banyoya girdim. Duşun altında duvara ellerimle dayanmak zorunda kaldım ılık su tepemden aşağı boşalırken…
Kocam da yanıma geldi, çırılçıplaktı o da, sımsıkı sarıldım. Duşun altında beraber yıkandık. Kollarının arasına alıp yatağa taşıdı tekrar… Yatakta uzanmış yatan sikicimin yanına uzattı örselenmiş bedenimi… Ayakta durup bize baktı,
“Size iyi geceler çocuklar…” dedi. “Sizi izlerken iki posta boşaldım ben de… Gidip uyumak istiyorum.” Elimi tuttu, “Keyfine bak karıcım… Artık şu koca şeye alıştı amcığın… Rahat rahat sevişebilirsin şimdi… Tadını çıkar sabaha kadar… Yarın görüşürüz…”
Elini tutup dudaklarıma götürdüm. Bana bu zevkleri yaşatan anlayışlı kocamın elini minnetle öptüm. Konuşmaya bile halim yoktu. Kendimi öyle yorgun hissediyordum.
Fakat daha kocam kapıdan çıkmadan, bacaklarımın arasına gömülen Tom’un dilini klitorisimde hissedince yattığım yerde zıpladım. Köpek dili gibi koca diliyle boydan boya amımın dudaklarını yalıyor, pütür pütür dilinin ucuyla klitorisime dokundukça tüm sinirlerim uyarılıyordu.
Anlaşılan o kadar da yorulmamışım diye düşündüm. Bacaklarımın arasındaki zencinin kıvırcık saçlarına parmaklarımı geçirip kendime çekerken mutlulukla gerindim. Gece yeni başlıyordu bizim için…

Ertesi gün uyandığımda kocam vardı yanımda… Gecenin izlerini taşıyan buruşuk çarşafların arasında uzanmış, bana bakıyordu. Uyandığımı görünce eğilip dudaklarımı öptü.
“Off… Ölü gibi uyumuşum. Saat kaç aşkım?” Elini memelerimde, karnımda gezdiriyor, okşuyordu.
“Öğleden sonra oldu. Gece sabaha kadar sesleriniz, daha doğrusu senin çığlıkların dinmedi. Bütün gece seviştiniz. Sen uyuyup kaldın, sabah Tom’u uğurlamak da bana düştü.” Sarılıp kendime çektim,
“Teşekkür etseydin benim için….” dedim öpücüklere boğarken… “Harika bir gece yaşattı bana…”
“Telefon numarasını aldım canım… Anlaşılan karıcığımın pek hoşuna gitti koca yaraklı zenci, tekrar aramak isteyebilirsin diye düşündüm.”
“Mmmm… Olabilir kocacım… Ama biraz geçsin aradan… Haşat etti beni… Amım götüm sızlıyor… Çok fena sikti karını…”
“Sakın arkamdan verdim deme bana… Bana siktirmediğin güzel götünü zenciye mi siktirdin yoksa?”
“Ne yapayım aşkım? Amım yanmaya başlamıştı, beni ikna etti. Yırtılır gibi oldu ilk girişinde ama sonunda kremlerle, kayganlaştırıcıyla halletti, alıştırdı beni…”
“Orospu seni… O zaman domal bakayım. O götünün deliğinin tadına ben de bakayım. Önden girsem zevk almazsın şimdi, genişlemiştir ne de olsa…”
“Peki canım… Peki aşkım… Bundan sonra sen ne istersen yaparım. Bir tanecik kocam benim…”
Dediğini yapıp doğruldum, dizlerimin üstünde domaldım. Kocam heyecanla, ilk kez gerdeğe giriyormuş gibi, arkama yanaştı. Sikinin başının sıcaklığını hissettim arkamda, isteklendim.
“Biliyor musun, içinden sperm akıyor hala…” dedi deliğimi parmağıyla okşarken… Sonra da sikini çekip başını gömdü arkama… Köpek gibi deliğimi yalamaya başladı…
“Olabilir kocacım…” dedim. Başımı yatağa koymuş, kalçalarımı havaya dikmiştim. Kirli çarşaftan Tom’un erkekliğinin, spermlerinin kokusunu alabiliyordum, hazla iç geçirdim.
“Adam aygır gibiydi. Her seferinde bardak dolusu boşaldı içime… Daha iyi işte, rahat girersin deliğime… Karıcığının sikilmiş götünde sikin daha güzel kayar… Ohhh…. Ne yapıyorsun aşkım arkamda? Karını siken adamın spermlerini mi yalıyorsun?”
“Evet canım… Dün geceki erkeğinin döllerini temizliyorum. Mmmm… Tadı değişikmiş bunların…” Doğruldu sonra… Kalçalarıma sağlı sollu iki şaplak attı okkalı tarafından… Aynı anda sikini gömdü arkama…
“Ahhh…” diye çığlık attım…
“Ah ya… Orospu karım benim… Elin zencisine kendini siktiren karım… Kocasına vermediği götünü koca yaraklı zenciye siktiren karım…Ben de ^^^^^^^ o götünü de gör sen…”
“Ohhh… Terbiyesiz… Neler söylüyorsun öyle… Ahhh… Vurma…”
Bir yandan gidip geliyor, bir yandan kalçalarıma vuruyordu hain… Elimi amıma atıp parmaklamaya başladım ben de… Kocam arkamdan sikerken, ben klitorisimi ufalıyordum parmaklarımın arasında… Dakikalarca sürdü bu…
Tüm gece sikilmişliğime, yorgunluğuma rağmen yükselmeye başladım. Amımdan götümden zevk alıyordum ayrı ayrı… Ben kasılınca kocam hızlandı arkamda… Kasıkları kalçalarıma, taşakları amıma, parmaklarıma çarpıyordu.
“Aaahhh… Çok güzel aşkımm… Devam et… Sik beni… Götümü sik… Oohhh… Köpek gibi sik beni… Harika… Canım kocam… Bir tanem… Sikin delirtiyor beni canım… Ooohhhh…”
“Geliyorum aşkım… Ben de geliyorum… Aaahhh… Azgın karım benim… Fahişemm… Orospumm… Götünü siktiğimin karısı… En sonunda götünü de siktim işte… Ooohhhh…”
Sonunda bitti. Kocamı bekledim biraz, biraz sonra o da boşalttı spermlerini arka deliğime… Serilip kaldık.
Yatağın karşısındaki duvarı kaplayan aynaya baktım. Saçım başım dağılmıştı. Çırılçıplak, ölü gibiydim. Fakat doymuş, dingin, huzurluydum. Arkama geçen kocamın kollarında mutluydum. Kedi gibi kocamın kucağına sokuldum iyice çarşafı üstüme çekerken… İki kaşık gibi yapıştık birbirimize… Saçlarımı okşayan elini tutup öptüm,
“Seni seviyorum…” dedim. O da boynuma bir öpücük kondurdu. Şefkatle, sevgiyle…
“Ben de seni seviyorum bir tanem…”